Cumhuriyet Halk Partisi’nde Siyasetin en hareketli, gündemin en yoğun olduğu dönemlerden geçiyoruz. Ülkede herkes, her haberci, her yorumcu, her vatandaşın gündemi CHP…

Siyasette tüm Cumhuriyet Halk Partili yönetici her mikrofona konuşmalı, her gazeteciye ulaşmalı… Bugün CHP’nin başına gelenlerin bir benzeri de yıllar önce MHP’nin de başına gelmişti, MHP’den kopanlar İYİ Parti altında toplanmıştı, bugün baktığımızda MHP hükümet ortağı pozisyonunda yerini korurken, İYİ Parti’de dalgalanmalar devam ediyor. O nedenle CHP bir olup tek çatı altında kalabilmeyi başarmalı, bu başarıda da kamuoyuna ulaşmanın birinci basamağı olan yerel basın ile ilişiğini koparmamalı.
Özellikle Hatay gibi depremin ardından her sokağı, her insanı ayrı bir gündem maddesi olan, yaralarını sarmaya çalışan bir şehirde siyasi aktörlerin attığı her adım büyük önem taşıyor. Ancak son günlerde şehrimizde yaşanan bazı iletişim kazaları – ya da açıkça söylemek gerekirse ihmaller – yerel siyasetin vizyonu açısından düşündürücü bir tabloyu ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nden üst düzey bir genel başkan yardımcısı, Gölge bakanlar kabinesi ardından da kamuoyunda oldukça popüler ve yakından takip edilen bir milletvekili olan Cemal Enginyurt Hatay’a geldi. Normal şartlar altında, Ankara’dan gelen bu denli önemli isimlerin kentteki temasları, halkın sorunlarına dair yapacakları açıklamalar ve çözüm önerileri yerel kamuoyu için büyük bir haber değeridir. Siyasi partilerin de bu tür vizitleri geniş kitlelere ulaştırmak adına yerel basınla iş birliği yapması, köklü bir siyasi gelenektir.
Fakat gelin görün ki, Hatay’daki il ve ilçe örgütlerinin bir kısmında bu gelenekten ve iletişim nezaketinden uzak bir tutum sergileniyor.
Genel merkezden gelen önemli isimlerin programları yerel basından adeta gizleniyor, bilgi akışı sağlanmıyor.
Gazeteciler, şehrin kaderini ilgilendiren açıklamaları ya tesadüfen öğreniyor ya da ancak sosyal medya paylaşımlarından takip edebiliyor. Hatay yerel basınını adeta yok sayan, küçümseyen ya da "nasıl olsa biz sosyal medyalarımızda kendi kendimize yaparız" mantığıyla hareket eden bir örgüt anlayışının, bu şehre de kendi partilerine de bir faydası olamaz.
Şunun çok iyi idrak edilmesi gerekir ki; Yerel basını dışlamak, halkı dışlamaktır. Ankara’dan gelen siyasetçilerin sesini sadece kendi parti binalarındaki duvarlara ya da dar bir partili kitleye duyurmak başarı değildir. O sözlerin çarşıda, pazarda, konteyner kentlerde karşılık bulması isteniyorsa, bunun yolu bu şehrin tozunu yutan, her koşulda görevini yapmaya çalışan yerel basın emekçilerinden geçer. Yerel medyayı bir yük veya detay olarak gören il ve ilçe yönetimleri, aslında kendi partilerinin sesini ve vizyonunu kendi elleriyle kısmaktadır.
Hatay’ın siyasi aktörlerine ve örgüt yöneticilerine hatırlatmak isteriz: Yerel basın, siyasi programların sadece birer "fotoğraf karesi" değildir; halkın haber alma hakkının ve bu şehrin hafızasının güvencesidir. Bu iş belirlemiş olduğunuz bir gazeteci ve şahısların sosyal medya yönetimine bakanların insafına bırakılamaz. Şeffaf, kapsayıcı ve şehre dokunan bir siyaset iddiasındaysanız, işe önce bu şehrin basınına, dolayısıyla da kamuoyuna saygı duyarak ve doğru bir iletişim köprüsü kurarak başlamalısınız.