MENÜ

Nasıl Oldu Da Bu Hale Geldik?

Yayınlanma Tarihi : 12.05.2026 14:40 Bu haber 130 defa okundu

Bir zamanlar dünyanın gıptayla baktığı bir Cumhuriyet hikâyesiydik.

Paylaş Paylaş Paylaş
Nasıl Oldu Da Bu Hale Geldik?

Yokluk içinden çıkan bir halk; fabrikalar kurdu, kadınlara seçme-seçilme hakkı verdi, sanatla, bilimle, eğitimle ayağa kalktı. Daha birçok ülke karanlıkta debelenirken Türkiye, Atatürk devrimleriyle çağdaşlaşmanın yolunu açmıştı.

Peki şimdi ne oldu?

Nasıl oldu da kitap okuyan bir toplumdan, birbirinin telefonunu, arabasını, saatini, düğününü yarıştıran bir topluma dönüştük?

Nasıl oldu da “insan olmak” yerine “gösterişli görünmek” daha değerli hale geldi?

Bugün sokakta insanların büyük kısmı artık mutlu görünmeye değil, zengin görünmeye çalışıyor. Borçla alınmış hayatlar, krediyle kurulmuş sahte ihtişamlar, sosyal medyada sergilenen yapay mutluluklar…

Çünkü artık değer üretmek değil, görüntü vermek alkışlanıyor.

Oysa bu değişim bir gecede olmadı.

Kırılma noktası; üretim toplumundan tüketim toplumuna geçişle başladı. Eğitim sistemi düşünmeyi değil ezberlemeyi öğretti. Televizyonlar bilgi yerine magazini büyüttü. Sonra sosyal medya geldi ve herkes birbirinin hayatını seyreden bir vitrin toplumuna dönüştü.

Eskiden mahallede “iyi insan” saygı görürdü.

Şimdi pahalı telefon taşıyan, lüks mekân paylaşan, marka gösteren insan “başarılı” sayılıyor.

Çocuklar artık bilim insanlarını değil fenomenleri örnek alıyor.

Bir ülke için asıl çöküş ekonominin bozulması değildir. Asıl çöküş; utanma duygusunun kaybolmasıdır.

Çünkü görgü sadece çatal-bıçak kullanmak değildir. Görgü; başkasının hakkına saygıdır. Sıraya girmektir. Gürültü yapmamaktır. Gösteriş için harcamamaktır. İnsanı kıyafetiyle değil karakteriyle değerlendirmektir.

Bugün toplumun önemli bir kısmı mutsuz ama sürekli mutlu görünmeye çalışıyor. Çünkü modern düzen insanlara şunu öğretti:

“Olduğun kişi değil, gösterdiğin kişi değerlidir.”

İşte bizi çürüten düşünce tam da budur.

Peki kurtuluş mümkün mü?

Evet.

Ama önce yeniden utanmayı, düşünmeyi ve üretmeyi hatırlamamız gerekiyor.

Daha çok bina değil, daha çok eğitim lazım.

Daha çok AVM değil, daha çok kütüphane lazım.

Daha çok gösteriş değil, daha çok karakter lazım.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında insanlar ceplerinde para olmadan bile başları dik yürüyordu. Çünkü onurlarını marka etiketleriyle ölçmüyorlardı.

Belki de yeniden başlamanın yolu tam burada saklı:

Gösterişten değil, özden güç alan bir toplum olmakta.

Çünkü bir millet; arabalarıyla değil, yetiştirdiği insanlarla büyür…

Paylaş Paylaş Paylaş
Etiket :
YORUMLARI GÖR
ÜYE YORUMLARI
Yorum yapabilmek için

Giriş Yap ya da Kayıt Ol