WHO ve Lancet Public Health verileri, alkolün güvenli bir dozu olmadığını ve riskin ilk yudumla başladığını söylüyor.

Bu yazıda alkol, kanser riski ve yıllardır süren “faydalı içki” efsanesini bilimsel verilerle ve bir hekimin gözünden ele alıyoruz.
Bilimin Alkole Verdiği Net Cevap
Bir muayene odasında, bir konferans salonunda ya da bir akşam yemeğinde…
Bu soruyu neredeyse herkes bir kez sorar: “Ama hocam… Haftada bir-iki kadeh kırmızı şarap kalbe iyi değil miydi?”
Bu cümle genellikle rahatlatıcı bir tebessümle söylenir. Çünkü insan, sevdiği bir alışkanlığın zararlı olabileceğini duymak istemez.
Ama bazen bilim, bizi rahatlatmak için değil; uyandırmak için konuşur…
Bilimin Cevabı Kısa ve Net: Güvenli Alkol Seviyesi Yok
WHO’nun 2023 yılında yayımladığı ve The Lancet Public Health’te yer alan resmi açıklama çok açık: “Alkol tüketiminin sağlığımız için güvenli olduğu bir düzey yoktur.”
Ne “arada bir”, ne “sosyal içici”, ne de “sadece kaliteli içki”…
Bu cümle, yıllardır kulaktan kulağa dolaşan pek çok efsanenin bilimsel olarak sonu anlamına geliyor.
Peki Alkol Neden Bu Kadar Sorunlu?
Çünkü alkol sıradan bir keyif maddesi değil.
Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) alkolü Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırıyor.
Bu grup ne demek biliyor musunuz?
Asbest
Radyasyon
Sigara…
Yani, insanlarda kesin olarak kansere yol açtığı kanıtlanmış maddeler…
Alkol de bu listenin içinde.
“Ama Az İçiyorum” Demek Neden Yeterli Değil?
Burada kritik bir yanlış anlama var…
Birçok kişi riski şöyle hayal ediyor: “Bir eşik var, o eşikten sonra zarar başlıyor.”
Ancak alkol için böyle bir eşik yok.
WHO’nun altını çizdiği nokta şu:
Risk, ilk yudumla birlikte başlıyor.
Miktar arttıkça risk de artıyor.
Ama “zararsız doz” diye bir şey yok.
Bu, özellikle kanser riski için geçerli…
Alkol Hangi Kanserlerle İlişkili?
Bilimsel veriler, alkolün en az 7 farklı kanser türüyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor:
Meme kanseri
Kolorektal (bağırsak) kanser
Ağız ve boğaz kanserleri
Yemek borusu kanseri
Karaciğer kanseri
Gırtlak kanseri
Mide kanseri
Özellikle dikkat çekici olan şu: Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanserlerden biri ve alkolle ilişkisi çok net.
“Kırmızı Şarap Kalbe İyi” Efsanesi Nereden Çıktı?
Bu inanışın kökeni 1990’lara uzanıyor.
“Fransız Paradoksu” olarak bilinen gözlemler:
Fransız toplumunda doymuş yağ tüketimi yüksek,
Ama kalp hastalığı oranları görece düşük.
Bu durum, kırmızı şaraptaki resveratrol gibi polifenollere bağlandı.
Ancak zamanla şunu fark ettik:
Resveratrol etkisi için gereken doz, şarapla alınamayacak kadar yüksek.
Üstelik aynı bileşenler alkolsüz üzüm, yaban mersini ve sebzelerde de var.
Yani kalbe faydalı olan şey şarap değil, üzümün kendisi…
Kalite, Marka, Fiyat… Hiçbiri Fark Etmiyor
Bir başka yaygın savunma: “Ama ben ucuz içkiler değil, kaliteli viski içiyorum.”
Bilim burada da net:
Kanser riski, içkinin markasından, fiyatından, kalitesinden bağımsız.
Etanol, etanoldür.
Vücut “Bu pahalıydı, buna zarar vermeyeyim” demez.
“O Zaman Hiç mi İçmemeliyiz?”
Bu noktada dürüst olmak önemli.
Bilim şunu söylüyor: En güvenli alkol miktarı sıfır.
Ama bu, kimseye parmak sallamak anlamına gelmez. Bu yazının amacı bilgiyi net koymak ve kararı bilinçli hale getirmek.
Riskleri bilerek yapılan tercih ile efsanelere dayanarak yapılan tercih aynı şey değildir.
Ez Cümle…
Alkol konusunda bilim artık fısıldamıyor, açıkça konuşuyor.
Güvenli alkol dozu yok.
Risk ilk yudumla başlıyor.
Ne kadar az, o kadar iyi.
Hiç içmemek en güvenlisi.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı: “Bu alışkanlık bana gerçekten ne kazandırıyor
Dr. Cüneyt YARDIMCI