BU MEYDANDA SİYASET SUSUP, İNSANLIK KONUŞTU
Bunu belirtmek isterim ki bu tablodan başta ben gözyaşlarımı tutamazken etrafımda bu tablodan etkilenip ağlayan onlarca insan gördüm ve bu siyaset üstü olması gereken Hatay’a yakışanda buydu
Bugün Antakya’da siyasetin soğuk yüzü değil, insan olmanın o hüzünlü sıcaklığı vardı. Sokaklarda yürürken bir gazeteci olarak değil, bu şehrin bir evladı olarak baktım o kalabalığa. Gördüğüm şey; sadece yan yana gelen protokol üyeleri değildi; aylardır yetim kalan bir şehrin, nihayet "bir" olan tesellisiydi.
Halk ağlıyordu...
Yanımda duran yaşlı bir teyzenin, omuz omuza yürüyen iktidarı ve muhalefeti görünce sildiği gözyaşında şunu okudum: "Keşke bu kollara daha önce girilseydi, keşke acımız bizi birbirimize bağlamak için bu kadar bekletmeseydi."
Başta sayın Valim Mustafa Masatlı, Hatay büyükşehir belediye başkanı Mehmet Öntürk, Ak parti Genel başkan yardımcısı Hüseyin Yayman, milletvekili Adem Yeşildal ve Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri Mehmet Güzelmansur, Servet Mullaoğlu Nermin Yıldırım Kara, PM üyesi Nihat Dağ, Saadet Partisi Milletvekili Necmettin Çalışkan Zafer partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ siyasi partilerin il ilçe başkanları ve belediye başkanları sivil toplum örgütleri ve ismini hatırlamadığım affetsin bu protokole omuz veren herkesin ismi yazılması gereken çok değerli bir detaydır
Bu yazı, Ankara’nın yüksek tavanlı odalarına veya Genel başkanlarına yaranmak için siyaset yapanların değil, tozlu sokakların, çadırların, konteynerlerin ve her şeye rağmen gitmeyenlerin halkınadır.
BU ŞEHİR BREE CİĞERİMİ TA CİĞERİNDEN SÖYLEYEN
EHLEEN EHLENN HEYYE Yİ Kalbi’nin en derininden içtenlikle söyleyenlerin Şehridir…
Ey benim kahrı derdi, çilesi, kederinden büyük halkım;
Siz bugün o meydanda sadece bir anma törenini izlemediniz. Siz aslında siyasetçilere "nasıl olunması gerektiğini" gösterdiniz. Sizin o samimi gözyaşınız, en keskin siyasi söylemden daha etkiliydi bugün. Omuz omuza geçen o adımlar, sizin sessiz çığlığınızın sonucuydu.
Yıkılan evlerimizin, kaybolan anılarımızın ve toprağa verdiğimiz canlarımızın hatırına; bugün omuzlar birbirine değdi. Ama biz biliyoruz ki, o omuzlar ayrıldığı an, Antakya yine eksik kalır. Bizim ihtiyacımız olan bir günlük "anma pozu" değil, bir ömür sürecek bir "inşa ruhu"dur.
Ağlayan o amcanın, hıçkıran o genç kızın gözyaşları; bugün o protokolün üzerine düşen en büyük sorumluluktur. Kimin haklı olduğunun bir öneminin kalmadığı, sadece kimin "yanımızda" olduğunun sayıldığı o noktadayız.
Bugün Antakya’nın o kadim toprağı, üzerinde yürüyenleri tek bir vicdanda birleştirdi. Dilerim ki bu birleşme, sadece bugünün yasına değil, yarının ekmeğine, suyuna ve yeniden yükselecek olan her bir taşına şifa olur.
Siz ağladınız çünkü çok beklediniz. Ama bugün o gözyaşları, bu şehrin tozunu sildi süpürdü. Bizim artık ayrışmaya değil, bugün o meydandaki gibi, amasız ve fakatsız kucaklaşmaya ihtiyacımız var.
Çünkü bu şehir, ancak biz "bir" olduğumuzda gerçekten ayağa kalkacak.
Ve tekrar diyorum ki;
BU ŞEHİR BREE CİĞERİMİ TA CİĞERİNDEN SÖYLEYEN,
EHLEEN EHLENN HEYYE Yİ Kalbi’nin en derininden içtenlikle söyleyenlerin Şehridir…