MENÜ
Hakan Erkan KARATAŞ
Hakan Erkan KARATAŞ
yildiz2@hatayyildizgazetesi.com
Yazı 87 defa okundu.

ANTAKYA VE DEFNE ESNAFI DESTEK BEKLERKEN DENETİM ŞOKU: YARALAR SARILMADAN DENETİM BASKISI TEPKİ ÇEKİYOR

6 Şubat’ta sadece binalarımız değil, hayallerimiz, emeklerimiz ve geleceğimiz de o enkazın altında kaldı. Hatay’ın kalbi olan Antakya ve Defne’de bugün hâlâ sokaklar hüzün kokarken, her şeyini kaybetmiş esnafın üzerine bir de ekonomik bir enkazın yıkılması hangi vicdana sığar?

Bir Konteynere Sığdırılan Hayatlar

​Yıkılan iş yerlerinin yerine kıt kanaat imkanlarla kurulan o prefabrik yapılar veya daracık konteynerler, birer ticarethane değil aslında birer "hayatta kalma mücadelesi" alanıdır. Ne fiziki yapısı ne de sosyal ortamı normale dönmüş bir şehirden bahsediyoruz. Soruyoruz:

​Antakya’nın merkezinde kaç esnaf kalıcı dükkanına kavuştu?

​Kaç ailenin başını sokacak kalıcı bir evi teslim edildi?

​Hayatın "kısmen" bile normale dönmediği bu coğrafyada, esnaf yarınını kurmak için üç kuruş biriktirmeye çalışırken, elinde avucunda kalana da göz dikilmesi kabul edilemez.

Mücbir Sebep mi, Mecburi Çile mi?

​Mücbir sebep halinin uzatılmaması bir yana; birikmiş sigorta primlerinin, vergilerin sanki bir "lütufmuş" gibi taksitlendirilip geri istenmesi, zaten can çekişen esnafın nefesini kesmektir. Depremzede esnaf, devletinden bir destek eli beklerken; karşısında lüks metropollerin standartlarıyla hareket eden, halden anlamayan bir bürokrasi buluyor.

Denetim Değil, "Vicdan" Sınavı

​En acısı da; tozun toprağın içinde, bir konteyner gölgesinde ekmeğini taşa vuran esnafın kapısına gelen maliye ve vergi müfettişlerinin tavrıdır. Karşısındaki insanın evini, barkını, eşini, dostunu kaybettiğini unutup; onu bir "hırsız" muamelesiyle, mobbing uygulayarak denetlemek, insani değerlerin bittiği noktadır.

​Ekonominin faturasını, her şeyini yitirmiş depremzede esnafa kesmek; sadece vicdanları yaralamaz, devlet ile millet arasındaki o kadim bağı da zedeler.

​Yetkililere Sesleniyoruz; O denetime giden memur arkadaşlar, girdikleri yerin betonarme bir bina değil, geçici bir sığınak olduğunu unutmasınlar. Karşılarındaki insanların sadece "mükellef" değil, büyük bir yıkımdan sağ çıkmış "insan" olduklarını hatırlasınlar.

​Hatay esnafı sadaka değil, ayağa kalkabilmek için omuz bekliyor. Bu sesin duyulması, bu vebalin altında kalınmaması tek temennimizdir. Yazıktır, günahtır!

NOT: Görüştüğüm ve bu yazıyı yazarken topladığım bilgiler görüştüğüm depremzede esnafların açık ve net bu konuda İktidarın Hatay Milletvekilleri tarafından yalnız brakıldığı hatta sahipsiz kaldıklarını beyan ederken, esnafın Hatay Valisi Sayın Mustafa Masatlı’ya herkesten çok yakınlık duyduğu ve onun desteğini bekledikleri açık…