Gazetecilik bazen alkışlanacak şeyleri yazmak değildir.

Asıl gazetecilik, kimsenin konuşmaya cesaret edemediği yerde soru sorabilmektir.
Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan bir haber üzerine araştırma yaparken, adı bu olayla anılan bir şahıs tarafından tarafıma ulaşan ve üslubu itibarıyla açıkça baskı kurmaya yönelik olduğunu düşündüğüm bir konuşmayla karşılaştım.
Üst perdeden konuşuldu.
Gözdağı verilmeye çalışıldı.
Mafya filmlerini aratmayan bir üslup kullanıldı.
Ama şunu bilmeleri gerekir:
Ben tehditten korkmam. Tehdit, gazetecinin kalemini susturmaz; tam tersine daha fazla soru sormasına neden olur.
Çünkü ortada gerçekten korkulacak hiçbir şey yoksa, neden bir gazeteciye baskı kurulmaya çalışılır?
Neden haberin kendisi yerine gazetecinin susturulması hedeflenir?
Neden sorulara cevap vermek yerine güç gösterisi yapılır?
İşte tam da bu sorular, benim merakımı daha da artırdı.
Şimdi konuyu daha derinlemesine araştırıyorum.
Kim kimdir?
Hangi şirket hangi faaliyet alanında çalışmaktadır?
Kim kimin yanında durmaktadır?
Kim kimin sağ koludur?
Hangi ilişkiler ticari, hangileri kişisel, hangileri sadece iddiadan ibarettir?
Ve en önemlisi…
Kamuoyunun bilmesi gereken bir gerçek varsa, bunun üzeri neden kapatılmak istenir?
Ben kimseyi peşinen suçlamıyorum.
Kimseyi mahkûm etmiyorum.
Ancak gazetecinin görevi de zaten mahkeme kurmak değil; sormak, araştırmak, belgelemek ve kamuoyunun bilgisine sunmaktır.
Elbette herkesin hukuk önünde masumiyet karinesi vardır.
Benim meselem kişilerle değil, gerçeklerle.
Bana ulaşan bilgiler doğrultusunda araştırmamı tamamlayacak, belgeleri karşılaştıracak ve elde ettiğim somut verileri siz sevgili okurlarımla paylaşacağım.
Çünkü bu ülkede bazılarının alışamadığı bir şey var:
Gazetecinin soru sorması.
Hele ki soru soran gazeteci korkmuyorsa…
İşte o zaman rahatsızlık daha da büyüyor.
Beni susturmak isteyenler olabilir.
Kalemimi kırmak isteyenler olabilir.
Hatta kalemimi ellerinden geldiğince eğmeye çalışanlar da olabilir.
Ama boşuna uğraşmasınlar.
Benim kalemim kırılmaz. Çünkü o kalem mürekkeple değil, inançla yazıyor.
Ve unutulmasın:
Bir gazeteciyi tehdit ederek susturabileceğini düşünenler, aslında kendi elleriyle daha büyük soruların kapısını açarlar.
Ben araştırmaya devam edeceğim.
Belgeleri konuşacağım.
İddiaları sorgulayacağım.
Doğru neyse onu yazacağım.
Yanlış varsa yanlış diyeceğim.
Haksızlık varsa haksızlık diyeceğim.
Ama hiç kimseye iftira atmayacağım.
Çünkü benim mücadelem insanlarla değil, gerçeğin üzerindeki sis perdesiyle.
Bir de bu şahsı savunan, hakkında yazan-çizen dostlarıma küçük bir uyarım var:
Aman dikkat!
Her gördüğünüz güç, gerçek güç değildir.
Her duyduğunuz söz, gerçek değildir.
Ve her kuşun eti yenmez…
Bazen bir haberin arkasında, haberden çok daha büyük bir hikâye vardır.
Ben o hikâyenin peşindeyim.
Kalemimi kırmak isteyenlere son sözüm:
Kalemim çelik.
Mürekkebim gerçek.
Ve ben korkmuyorum.
Siz sevgili okurlarım bekleyin…
Gerçeklerin tamamını belgeleriyle birlikte paylaşacağım.