MENÜ

HAVANDA SU DÖVMEK...

Yayınlanma Tarihi : 11.09.2026 21:56 Bu haber 412 defa okundu

Bürokrasi dünyasından ve üst düzey bazı çevrelerden yükselen kimi açıklamalar, Antakya halkı özelinde neredeyse bütün Türkiye’yi gereksiz yere meşgul ediyor.

Paylaş Paylaş Paylaş
HAVANDA SU DÖVMEK...

6 Şubat depremlerinin ardından devletin yürüttüğü yoğun çalışmaları görmezden gelmek, bugün gelinen noktayı yalnızca eksikler üzerinden değerlendirmek ne vicdanen ne de hakkaniyet açısından doğru bir yaklaşım değildir.

Antakya’da elbette hâlâ tamamlanması gereken işler var.

Altyapı çalışmaları nedeniyle henüz düzelmeyen cadde ve sokaklar, yeniden düzenlenmesi gereken ulaşım ve otobüs hatları, bazı konutlarda devam eden eksiklikler...

Bunların hepsi konuşulabilir. Hatta konuşulmalıdır.

Ancak mesele, eksikleri dile getirmek değil; eksiklerin üzerinden sürekli yara kaşımaktır.

“Görüşmeler yaptım.”

“Konuyu yukarıya taşıdım.”

“Yetkililerle görüştüm.”

Peki sonra?

“Çalışmalar bir an önce bitmeli.”

Allah aşkına!

Bunu zaten herkes biliyor. Halk da biliyor, sahada çalışanlar da biliyor, icra makamları da biliyor.

Asıl mesele, “ne yapılması gerektiğini” söylemek değil, “nasıl yapılacağını” ortaya koyabilmektir.

Artık Antakya’nın ihtiyacı, mikrofon karşısında sorunları tekrar tekrar anlatan değil; masaya proje koyan, çözüm önerisi getiren ve sonuç alınması için sorumluluk üstlenen insanlardır.

Çünkü siyaset de bürokrasi de kamu görevi de nihayetinde milletin hayatını kolaylaştırmak için vardır.

İnsanların acıları üzerinden görünürlük kazanmak, yaraları sürekli kaşımak ve her eksikliği kişisel bir başarı hikâyesine dönüştürmeye çalışmak kimseye fayda sağlamaz.

Eleştirin.

Eksikleri söyleyin.

Yanlışları gösterin.

Ama lütfen arkasından çözümünüzü de söyleyin.

“Ben bunu yukarıya taşıdım” demek yerine, “Ben şu projeyi hazırladım, şu çözümü öneriyorum ve bunun gerçekleşmesi için şu sorumluluğu alıyorum” diyebilin.

Çünkü artık Antakya’nın tribüne değil, işe ihtiyacı var.

Sözden çok icraata, polemikten çok projeye, şikâyetten çok çözüme ihtiyacı var.

Devletin yaptığı her şeyi kusursuz kabul etmek elbette doğru değildir. Eksik varsa söylenecek, yanlış varsa eleştirilecektir. Fakat yapılanı yok saymak da eleştiri değil, haksızlıktır.

Bugün Antakya yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor.

Bu şehirde insanların hâlâ büyük acıları var. Dolayısıyla hiç kimsenin bu acıları kişisel veya siyasi görünürlük malzemesine dönüştürmeye hakkı yok.

Artık havanda su dövmeyi bırakalım.

Çünkü Antakya’nın ihtiyacı boş gürültü değil, gerçek emek ve gerçek sonuçtur.

Ve unutmayalım:

Halk artık kimin ne söylediğine değil, kimin gerçekten ne yaptığına bakıyor.

Sözün bittiği yerde eser konuşur.

Paylaş Paylaş Paylaş
Etiket :
YORUMLARI GÖR
ÜYE YORUMLARI
Yorum yapabilmek için

Giriş Yap ya da Kayıt Ol