Bir evlilik bittiğinde iki insan ayrılır.

Ama o evin içinde büyüyen çocuklar, çoğu zaman anne ve babasının verdiği kararın sonuçlarını yıllarca taşır.
İşte bu yüzden bir evlilik bitirilmeden önce yalnızca “Biz artık anlaşamıyoruz.” demek yetmez.
Bir de şu soruyu sormak gerekir:
“Bu karar çocuğumuzun dünyasında ne bırakacak?”
Elbette hiçbir çocuk, kavga ve huzursuzluğun içinde büyümek zorunda değildir. Bazen ayrılık kaçınılmazdır. Ancak ayrılmakla anne baba olma sorumluluğu sona ermez.
Tam tersine…
Çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu dönem belki de o zaman başlar.
Çocuğun yanında diğer ebeveyni kötülemek, onu taraf seçmeye zorlamak, “Annen şöyle yaptı”, “Baban böyle yaptı” diyerek küçük bir kalbe büyüklerin hesaplarını yüklemek; çocuğun omuzlarına taşıyamayacağı bir yük bırakmaktır.
Çocuk eş değildir. Çocuk hakem değildir. Çocuk taraf değildir.
O sadece annesini de babasını da sevmek isteyen bir çocuktur.
Bazen yetişkinler kendi kırgınlıklarının içinde öyle kaybolur ki karşılarındaki küçücük yüreği göremezler.
Oysa çocukların ihtiyacı mükemmel anne babalar değildir.
Onların ihtiyacı;
güven veren,
dinleyen,
sınır koyan,
sözünün arkasında duran
ve en önemlisi birbirine saygıyı öğreten anne babalardır.
Bir çocuk evinde sürekli hakaret duyuyorsa, sevginin nasıl olması gerektiğini değil, kavganın nasıl yaşandığını öğrenir.
Anne babası birbirini küçümsüyorsa, saygının ne olduğunu anlamakta zorlanır.
Ama evinde sorun çıktığında konuşmayı, özür dilemeyi, affetmeyi ve gerektiğinde sakin biçimde yolları ayırmayı gören çocuk; hayatın zorlukları karşısında daha sağlam durmayı öğrenir.
Çünkü çocuklar bizim söylediklerimizden çok, bizim nasıl yaşadığımıza bakarak büyür.
Bu nedenle anne babalara bir hatırlatma yapmak istiyorum:
Eşinizle sorun yaşayabilirsiniz.
Kırılabilirsiniz.
Öfkelenebilirsiniz.
Hatta bazen yollarınızı ayırabilirsiniz.
Ama çocuğunuzun kalbinde anne ve babasından birini diğerine düşman etmeyin.
Çünkü çocuk, anne babasının savaş meydanı değildir.
Bir çocuğun çocukluğunu, yetişkinlerin hesaplaşmasına teslim etmeyin.
Ve eğer bir evliliği kurtarmak için hâlâ konuşulabilecek bir söz, gösterilebilecek bir sabır, atılabilecek bir adım varsa; karar vermeden önce bir kez daha düşünün.
Çünkü bazı kararlar bir gün içinde verilir…
Ama sonuçları bir çocuğun hayatında yıllarca yaşayabilir.
Aile dediğimiz şey kusursuz insanların bir araya geldiği yer değildir.
Aile; hata yaptığında özür dilemeyi, yorulduğunda birbirine omuz olmayı, öfkelendiğinde susmayı, sevdiğinde göstermeyi ve zor günlerde “Biz bunu nasıl aşarız?” diyebilmeyi bilmektir.
Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras evlerimiz değil.
Onlara nasıl bir insan olunacağını gösterebilmemizdir.
Çünkü güçlü çocuklar, güçlü sözlerle değil;
güvenli yuvalarda, sevgiyle, sınırla, sorumlulukla ve güzel örneklerle yetişir.
Meltemce