MENÜ
Mehmet SERTEL
Mehmet SERTEL
m.sertel@hatayyildizgazetesi.com
Yazı 268 defa okundu.

LİYAKATSIZ VE EHLİYETSİZLER...

Günümüz bürokrasisinde kanayan yara, bağrımıza sokulmuş bir hançer; Liyakatsız ve ehil olmayan yöneticiler, kalkın o kaliteli deri makam koltuklarınızdan, kalkın orada oturmanız ne ahlaken, ne dinen caiz değil. Şimdi caiz değil dedim, haddim değil buradan fetva vermek, bunu çok iyi bilirim, zira hayatımın boyunca haddimi, hududumu, sınırlarımı bilerek yaşadım ve kendi kişisel sınırlarımı çizerek hadsizliğe de asla taviz vermedim.

Devlet malına karşı titizliği ile meşhur örnek bir idareci olan Hz. Ömer Ne güzel buyurmuş, "Ben Devlet malından nefsimi, yetim malı derecesine indirdim, zengin olursam ondan kaçınırım, muhtaç olursam ihtiyacım kadar ondan yerim, zengin olursam geri öderim." Bu ifadeleri ile devlet adamlarına öğütleri hala bir yerlerde yazılı olan Hz. Ömer'in adaletine öyle muhtacız ki…

Bireysel işleriyle devlet işlerini birbirinden ayırmada günümüz yöneticilerine ışık tutmasını beklediğimiz İslamiyetin ikinci halifesini hatırlatmak istedim, liyakatsız ve ehliyetsiz yöneticilerimize.

Devletin mumu ile özel işlerini yapmaması sadece devlet işlerini yürütürken kamu mallarını kullanması Örnek alınması gereken önemli bir davranıştır. Üzülerek belirtmek gerekirse günümüzde bu tür davranışlar sergileyen idareciler mevcut değil artık. Zira devletin makam aracı, devletin yakıtı, devletin parası, devletin konforu, devletin ayrıcalığı hep liyakatsiz ve ehil olmayan ellere emanet.

Kamu personel atama sisteminde üst düzey atamalarda, maalesef ehil olmayan, liyakati olmayan yani o görevi ifa edebilecek yeteneğe haiz olmayan, layık olmayanlar, eş, dost, ahbap. İktidar partisi referansı ile o hak etmedikleri makamları işgal ediyorlar. İşgal ettikleri makamlarda iş yapamamaları bir yana kendilerinin ve yandaşlarının çıkar ve menfaatleri uğruna hükümeti, devleti, ve haliyle vatandaşı yıpratıyorlar.

Bu durum kamu kurumlarında, belediyelerde her gün, her an karşılaştığımız bir durum, üzülüyoruz, hatta acıyoruz.

Ya arkadaş adamı bilmem ne belediyesinin, bilmem ne daire başkanı yaptınız da adamın o konu hakkında ne bir bilgisi, ne bir deneyimi, ne de geçmişi yok, adamın CV'sinde o dairenin yapacağı hizmet ile ilgili tek satır referans yok. Neden?

El cevap: Eeee o başkanın akrabası, o bizim partili, seçimlerde bize çok çalıştı, çok çippik çaldı, çok paralar harcadı.

İşte bu liyakatsız ve ehil olmayan yönetim ne yapıyor. Hiçbir hizmeti yapamıyor ve hizmeti yapamadığı gibi, adaletten uzak, yandaşlarını ve kendi kendilerini zengin ediyor. Ehliyeti ve liyakati olmadığı için vatandaşın gözünde devlet saygınlığını yitiriyor, lakin zaten kendi saygınlıkları ye kürküm ye'den öteye gidemiyor maalesef...

Hz. Ömer ile başladık, İslamiyetin dördüncü halifesi Hz. Ali'nin sözleri ile bu yazımızın sonuna gelelim.  

Hz. Ali ne güzel buyurmuş: "Eğer Müslümanların yaşadığı bir şehirde, bir fakir görürseniz, biliniz ki o şehrin yöneticileri halkın malını çalıyor."

Liyakatsızlar, Ehliyetsizler, oturduğu makamın hakkını vermeyenler, yönetirken çalanlar, kamunun her hangi bir makamında torpille oturanlar, devletin saygınlığını kaybettirip, devletin varlığını hiçe sayanlar, Devlein güvenilirliğini ayaklar altına alanlar, kalkın o fiyakalı koltuklarınızdan, yoksa vallahi size de kürek sapı müstehaktır.  

Ve Sözün özü, Mevzubahis Vatan ise. Gerisi Teferruattır