Hatay kan ağlarken, esnafın dükkanı yerle bir olmuşken, devletin hâlâ "vergi" diye tutturması sadece bir yönetim zafiyeti değil, düpedüz bir vicdan tutulmasıdır.

Sokaklarında depremin izlerinin silinmediği bir şehre, hiçbir şey olmamış gibi ödeme emri göndermek, depremzedenin yarasına tuz basmaktır.
MALİYE DEĞİL, "YIKIM" BAKANLIĞI MI? BU RESMİ VERİLERE NE DİYECEKSİNİZ?
Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, deprem bölgesindeki 11 ilde mücbir sebep kapsamında ertelenen toplam vergi borcu yaklaşık 50 milyar TL civarındadır.
Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya illeri ile Gaziantep'in iki ilçesinde bu borçların ödeme süreleri kademeli olarak 2026 yılına kadar uzatılmıştır.
Hükümet, yandaş müteahhitlerin milyarlık vergi borçlarını tek kalemde silerken; evini, işini, sermayesini, personelini, iş gücünü ve ailesini kaybetmiş depremzedeye "borcunu taksitlendirdim, şükret" diyemez.
Depremin izlerinin silinmediği Bölgedeki tüm borçlar incelenmeli ve gerçek mağduriyet yaşayan esnafın Vergi Borçları, SGK Borçları şartsız bir şekilde silinmelidir!
Çünkü, AK Parti hükümetleri döneminde, özellikle son yıllarda uygulanan vergi afları ve yapılandırmalar kapsamında vazgeçilen tutarlar yüz milyarlarca lirayı bulmaktadır.
2024-2025 Dönemi Bütçe verilerine ve ekonomi raporlarına göre, şirketlere sağlanan vergi muafiyeti, istisnası ve indirimlerinin toplam maliyetinin 1,5 trilyon TL ile 2,2 trilyon TL arasında bir büyüklüğe ulaştığı tahmin edilmektedir.
2025 bütçe teklifi tartışmalarında, sadece şirketlerden alınmaktan vazgeçilen tutarın 700-800 milyar TL bandında olduğu sıkça dile getirilmiştir.
7440 Sayılı Kanun (2023): Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yapılandırması olan bu kanunla, milyarlarca liralık vergi cezası ve gecikme zammı silinmiş; anaparaların ise önemli bir kısmı taksitlendirilmiştir.
ERTELEMEK DEĞİL, SİLMEK GEREKİYOR, DEPREM BÖLGESİ VERGİ YÜKÜ ALTINDA
6 Şubat felaketinin ardından Hatay başta olmak üzere 11 ilde hayat durma noktasına gelmişken, ekonomi çarklarının paslandığı bir ortamda vergi affı yerine sadece taksitlendirme ve erteleme yoluna gidilmesi, bölge esnafı ve iş dünyası için kabul edilemez bir yük oluşturmaktadır.
BEKLENTİLER VE GERÇEKLER
Depremzede mükellefler, birikmiş borçlarının tamamen silinmesini veya kapsamlı bir terkin beklerken; Ankara'nın "mali disiplin" gerekçesiyle bu talebe kapıları kapatması bölgedeki toparlanma sürecine darbe vurmaktadır. İş yerini, personelini ve en önemlisi sermayesini yitirmiş bir esnaftan, hiçbir geliri yokken geçmiş dönem borçlarını ödemesini istemek rasyonel bir yaklaşım değildir.
Mücbir Sebep Çözüm Değil. Sadece ödeme süresini uzatmak, dağ gibi biriken borç yükünü geleceğe miras bırakmaktan başka bir işe yaramamaktadır.
Diğer bölgelerle, normal ticaretini sürdürebilen iller ile aynı vergi rejimiyle yargılanmak, Deprem bölgesindeki dezavantajlı durumu görmezden gelmektir.
Bunun neresi Adildir…
Deprem bölgesinde vergi, sadece bir rakam değil; hayata tutunmaya çalışan insanın sırtındaki son ağır yüktür. Depremin izlerinin silinmediği Bölgedeki tüm borçlar incelenmeli ve gerçek mağduriyet yaşayan esnafın Vergi Borçları, SGK Borçları şartsız bir şekilde silinmelidir, bu yükü depremzedenin enkaz altında kalmış omuzlarından kaldırmak lütuf değil, devletin asli görevidir.
BU HALKIN ÜZERİNDEN ELİNİZİ ÇEKİN!
Mücbir Sebep Aldatmacası ile süreyi uzatmak çözüm değil, celladıyla helalleşmektir. Biz erteleme değil, tüm borçların silinmesini istiyoruz!
Depremzedenin Ekonomik İdam Fermanını imzaladınız. Üretimin durduğu, sermayenin yok olduğu bir bölgede vergi istemek, o bölgeyi ekonomik olarak ölüme terk etmektir.
Deprem bölgesinde acıyı en derinden yaşamış ve birebir sıkıntıların içinde yaşayan bir yerel gazeteci olarak uyarıyorum; Ankara’nın sıcak koltuklarından bakınca görünmeyen o sefalet, Hatay’ın tozlu, çamurlu yollarında bir öfke yumağına dönüşüyor.
Depremzedenin cebindeki son kuruşa göz diken bir anlayış, sosyal devlet olma vasfını tamamen yitirmiştir.
Bu yanlıştan derhal dönülmeli, Bölgedeki tüm borçlar incelenmeli ve gerçek mağduriyet yaşayan esnafın Vergi Borçları, SGK Borçları şartsız bir şekilde silinmelidir!
“İYİ GÜNLER” de buluşmak dileğiyle…