MENÜ

Affan’ın Çığlığı: Taş Yerinde Ağırdır!

Yayınlanma Tarihi : 23.02.2026 22:28 Bu haber 193 defa okundu

Antakya’nın yetiştirdiği bir gazeteci olarak, bu gün kalemimin dokunacağı bu konunun ne kadar derin bir yara olduğunu biliyorum. 

Paylaş Paylaş Paylaş
Affan’ın Çığlığı: Taş Yerinde Ağırdır!

Dün yazımda Habib Neccar Cami meydanında yaşadığımız bir Ramazan akşamını kaleme almıştım. Bugün ise Affan Mahallesini yazmazsam kendimi inkar etmiş olurdum. 

Affan, sadece bir mahalle değil; Antakya’nın ruhu, çok sesliliği ve binlerce yıllık kadim geçmişidir.

​Antakya’da rüzgar vadiye vurduğunda, eskiden yasemin ve taze kahve kokusunu getirirdi. 

Şimdiler de ise sadece hüzün ve belirsizliğin tozu savruluyor. 

Affan, binlerce yıllık tarihi ile gözümün önünde, kazmaya kalksanız 7 metre sonra eski Affan’a, biraz daha kazmaya kalksanız 14 metrede Epıphanıa’ya, biraz daha kazsanız bambaşka bir dünyaya rastlarsınız, 7 defa yıkılan şehirde 8 defa kurulan bir mahalledir Affan…

Affan bir yaşamdır…

AFFAN’LILAR DERTLİ, AFFAN’LILAR KIRGIN.

Bu gün Affan Mahallesi sakinleri büyük bir mağduriyetle yüz yüze, Depremle yıkılan sadece evleri değil, asırlardır ilmek ilmek işlenen o muazzam sosyal doku oldu. Şimdi ise önlerine konulan seçenek, kalplerindeki o sızıyı dindirmiyor: "Gidin, TOKİ dağlarında yaşayın."

​RUHU OLMAYAN DUVARLAR, AİDİYET BİTİRİR

Affan’lının serzenişi sadece metrekare hesabı değil, bir kimlik mücadelesidir. Affan’ın insanını, dar sokaklardaki o samimi komşuluktan koparıp şehrin kilometrelerce uzağındaki beton bloklara hapsetmek, Antakya’nın ruhunu sürgün etmektir. 

Bir Affan’lı için ev, sadece dört duvar değildir; kapı önündeki sohbettir, bayramda fırınlarda buram buran kokan kömbedir, akşamüzeri pencereden uzatılan bir selamdır.

DEMOGRAFİK YAPI: BİR ŞEHRİN HAFIZASI SİLİNİYOR MU?

​En büyük korku ise açık: Demografik yapının erimesi. Bir mahalleyi mahalle yapan, içindeki insandır. Affan sakinlerini oradan uzaklaştırmak, o mahallenin kültürel kodlarını, kadim alışkanlıklarını ve binlerce yıllık bir arada yaşama kültürünü rüzgara teslim etmektir. Vatandaş haklı olarak soruyor: "Biz buralıydık, burada kalmalıydık. Kendi toprağımızda neden birer 'misafir' gibi uzağa itiliyoruz?"

​Hak kayıpları ise işin bir başka acı yüzü. Mülkiyet hakkının kutsallığı, yerinde dönüşümün zorluğu ve belirsiz vaatler arasında kalan vatandaş; hem geçmişini hem de geleceğini kaybetme korkusuyla baş başa bırakılmış durumda.

ANTAKYA, ANTAKYA'LILARLA GÜZEL

​Eğer biz Affan’lıyı Affan’da, Antakya’lıyı Asi’nin kıyısında tutamazsak; yapacağımız tüm yeni binalar ruhsuz birer maketten öteye geçemez. 

Şehri ihya ederken, o şehre can veren insanları küstürmeyin. 

Unutulmamalıdır ki; taş yerinde, insan kendi sokağında ağırdır.

​Affan’ın o dik duruşu, Antakya’nın ayağa kalkışının simgesidir. 

Bu sesi duymak, bu feryada kulak vermek sadece bir vicdan borcu değil, tarihsel bir sorumluluktur.

DUYMAYAN KULAKLAR, GÖRMEYEN GÖZLER: KİM BU ŞEHRİN SAHİBİ?

​Affan’ın dar sokaklarında yankılanan o hüzünlü ses, ne yazık ki karar vericilerin sağır duvarlarına çarpıp geri dönüyor. 

Vatandaşın en büyük kırgınlığı sadece evini kaybetmek değil; derdini anlatacak, gözünün içine bakıp "Seni duyuyoruz ve buradasın" diyecek bir muhatap bulamamaktır.

BELİRSİZLİK EN BÜYÜK ENKAZDIR

Bugün Affan’lı bir amca sokağının başında durup "Benim tapulu arazim ne olacak?" diye sorduğunda, karşısında net bir cevap yerine "Hele bir bakalım, planlar değişebilir" diyen bir umursamazlık buluyor. 

Depremin yıktığı binlerce binanın enkazını kaldırmak kolaydır; asıl zor olan, bu belirsizliğin halkın ruhunda yarattığı o ağır enkazı kaldırmaktır. 

Yetkililerin, insanları birer dosya numarasından ibaret gören o soğuk ve mesafeli tavrı, Hatay’ın kadim misafirperverliğine ve devletin şefkatli eline yakışmıyor.

MASA BAŞINDA PLAN, SOKAKTA HÜSRAN

Ankara’nın klimalı odalarında, kağıt üzerinde cetvelle çizilen o "yeni şehir" planları, Affan’ın bin yıllık ruhuna sığmıyor. Bir şehri planlamak sadece beton dökmek değildir; o şehrin insanını, tarihini ve o sokağa ruhunu veren her bir ferdi planın merkezine koymaktır. 

Ama görüyoruz ki, yetkililer halka sormak yerine, “halka rağmen" bir şeyler yapmanın peşinde.

​"Biz size TOKİ yapıyoruz, daha ne istiyorsunuz?" kibri, bu şehrin hafızasına yapılabilecek en büyük hakarettir. 

AFFAN’LI SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR; EVİNİ DEĞİL, YURDUNU İSTİYOR!

​Buradan yetkililere sesleniyoruz: O fildişi kulelerinizden inin! 

Affan’ın tozuna karışın, vatandaşın çayını için ve o insanların gözündeki "terk edilmişlik" duygusunu görün. 

Çünkü bir şehir, sadece binalarıyla değil, devletine olan güveniyle ayakta kalır. 

Ve o güven, bugün Affan’ın yıkık sokaklarında ağır yara alıyor…

“İYİ GÜNLER” de buluşmak dileğiyle…

Paylaş Paylaş Paylaş
Etiket :
YORUMLARI GÖR
ÜYE YORUMLARI
Yorum yapabilmek için

Giriş Yap ya da Kayıt Ol