MENÜ

Kadim Gölgede Bir Ramazan Akşamı: Habibi Neccar’ın Kalbinde Atan Antakya

Yayınlanma Tarihi : 22.02.2026 20:59 Bu haber 162 defa okundu

Antakya, sadece taş binalardan ya da dar sokaklardan ibaret bir şehir değildir; o, her taşıyla bir hikaye fısıldayan, her köşesiyle insanı geçmişin derinliklerine davet eden yaşayan bir ruhtur.  Bugün bu ruhun en saf halini hissetmek için yüzümü yeniden Anadolu’nun ilk mabedine, Habibi Neccar Camii’ne çevirdim.

Paylaş Paylaş Paylaş
Kadim Gölgede Bir Ramazan Akşamı: Habibi Neccar’ın Kalbinde Atan Antakya

ENKAZIN ORTASINDA YÜKSELEN İNANÇ

​Depremin o ağır izlerini hâlâ kalbimizde ve sokaklarımızda taşırken, Habibi Neccar’ın gölgesine sığınmak bugün her zamankinden daha anlamlıydı. Yıkılan minarelerin, sarsılan duvarların ötesinde; bu şehrin asıl omurgasının taşlar değil, bizlerin sarsılmaz iradesi olduğunu bir kez daha gördüm. 

Ramazan’ın o birleştirici iklimi, tozun toprağın arasından filizlenen bir umut çiçeği gibi avluyu doldurmuştu.

BİR LOKMA EKMEK, BİN YILLIK KARDEŞLİK

​Ezan sesinin o tarihi sütunların yankısında, bazen de geçici minarelerin gölgesinde duyulması, bize bir kez daha hatırlattı: 

Biz, acıyı da sevinci de aynı sofrada bölüşen Antakya çocuklarıyız. 

Cami çevresindeki Ramazan etkinliklerinde sadece kalabalıkları değil, şehrini terk etmeyen, toprağına sarılan o kadim sadakati izledim. 

Habibi Neccar’ın gölgesi, asırlardır bu topraklarda hüküm süren hoşgörünün ve bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz dayanışmanın en büyük şemsiyesidir.

YENİDEN DOĞUŞUN MÜJDECİSİ: ANTAKYA VAZGEÇMEZ

​Yaşadığımız onca acıya rağmen, bugün Habibi Neccar Cami avlusunda yükselen çocuk sesleri ve iftar saatinin huzuruyla dolan yüzler, Antakya’nın küllerinden yeniden doğuşunun en somut nişanesiydi. 

Bir Hatay sevdalısı ve gazeteci olarak kalemimi bu kez sadece yıkımı değil, bu görkemli ayağa kalkışı mühürlemek için kağıda dokunduruyorum.

​Sokaklarımız henüz eski ihtişamına kavuşmamış olabilir ama ruhumuz dimdik ayakta. Antakya bizden vazgeçmediği sürece, biz de bu şehirden asla vazgeçmeyeceğiz. 

Habibi Neccar’ın huzurlu gölgesi altında birleştiğimiz sürece, bu şehrin hikayesi yarım kalmayacak; aksine, daha güçlü bir sesle, sizlerle yeniden yazılacak.

SEKİZ KEZ YIKILAN, DOKUZ KEZ DOĞAN ŞEHİR: ANTAKYA

Antakya’da bugünlerde hava sadece bahar kokmuyor; enkazın arasından yükselen bir direnişin, bir inadın kokusu bu. Habibi Neccar’ın gölgesinde gerçekleştirilen Ramazan şenlikleri, bize sadece eski günleri hatırlatmıyor; bu kadim şehrin dokuzuncu kez ayağa kalkışını müjdeliyor.

Tarih kitapları Antakya’nın 30’dan fazla büyük deprem gördüğünü, 8 kez yerle bir olduğunu yazar. 

Peki, neden her seferinde aynı yere, aynı dar sokaklara dönüyoruz? 

Çünkü binaları dikmek işin en kolay kısmı. 

Asıl mesele, o sokakların ruhunu, komşunun komşuya olan borcunu ve benim gibi, sizin gibi bu toprakların hafızasını taşıyan değerlerin mirasını yaşatabilmek.

Bağlılık, sadece bir coğrafyaya değil, o coğrafyanın kader birliğine sahip çıkmaktır. 

Bugün ihtiyacımız olan şey sadece yeni betonlar değil; birbirimize daha sıkı sarılmak ve köklerimizi toprağın derinliklerinde yeniden buluşturmaktır. 

ANTAKYA, TAŞINDAN ÇOK İNSANININ RUHUYLA YENİDEN NEFES ALIYOR 

Ve o ruh, her seferinde olduğu gibi, yine küllerinden doğmayı başaracak.

Habibi Neccar Camii'nin o manevi atmosferinde Ramazan'ı solumak bambaşka bir duygudur. Şehrin kalbi sayılan o avluda, ezan sesinin yankılandığı o gölgede bulunmak, bir Hatay sevdalısı için sadece bir etkinlik değil, adeta köklere dönüş yolculuğudur.

Hele ki bir gazeteci gözüyle o kalabalığı, insanların bir lokma ekmeği bölüşmesini ve o kadim caminin gölgesindeki huzuru izlemek bana bu çok kıymetli satırları ilham etti. 

Anadolu’nun ilk camisinin gölgesi, Antakya’nın o sarsılmaz birleştirici ruhunu en güzel simgeleyen yerlerden biri.

Evet, Antakya küllerinden yeniden doğuyor, Hatay ayağa kalkıyor…

İYİ GÜNLER” de buluşmak dileğiyle…

Paylaş Paylaş Paylaş
Etiket :
YORUMLARI GÖR
ÜYE YORUMLARI
Yorum yapabilmek için

Giriş Yap ya da Kayıt Ol