MENÜ
M. Cenk AKGÖL
M. Cenk AKGÖL
yildiz31@hatayyildizgazetesi.com
Yazı 195 defa okundu.

SUSKUNLUĞUN BEDELİ...

Toplum olarak ağır bir imtihandan geçiyoruz.

Bir tarafta deprem… hâlâ yaraları sarılamamış şehirler.

Bir tarafta savaş… sınırlarımızın ötesinde ama yüreğimizin içinde.

Ve diğer tarafta… suskun bir halk.

Asıl garip olan da burada başlıyor.

-Yalancının yalanını ispat etmeye çalışıyoruz.

-Hırsızın hırsız olduğunu anlatmaya uğraşıyoruz.

-Müfterinin iftirasını temizlemeye çalışıyoruz.

-Hainin ihanetini göstermek için çırpınıyoruz.

Yani açık olanı anlatmakla ömür tüketiyoruz.

Bu nasıl bir düzen?

Bu nasıl bir çelişki?

Doğrunun zaten kendiliğinden ayakta durması gerekirken, biz eğrinin gölgesinde doğruluğu savunmak zorunda kalıyoruz.

Daha da acısı ne biliyor musunuz?

Çözüm aslında herkesin bildiği kadar açık…

Ama söyleyemiyoruz.

Söylesek duyulmayacağını biliyoruz.

Duyulsa bile karşılık bulmayacağını hissediyoruz.

İşte bu yüzden susuyoruz.

Ve her sustuğumuz gün, yanlış biraz daha büyüyor.

Unutulmamalıdır ki;

bir toplumun çöküşü, yanlışların çoğalmasıyla değil, doğruyu bilenlerin susmasıyla başlar.