6 Şubat depreminden sonra hepimizin hayatında birçok şey değişti. Evlerimiz, sokaklarımız, alışkanlıklarımız, hatıralarımız ve en önemlisi şehir ruhumuz büyük yara aldı. Ama bütün bu yıkımın içinde bir duygunun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördük: dostluk.

Dostluk, depremden sonra en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri oldu. Çünkü insan böyle zamanlarda yalnız kalmak istemiyor. Birinin sesini duymak, bir omuz görmek, bir selam almak, “Ben buradayım” diyen bir dostun varlığını hissetmek insana güç veriyor. Bazıları bunu çok iyi anladı. Bazıları ise hâlâ anlamakta güçlük çekiyor. Olsun… Hayat yine de güzel. Yeter ki kalbimizi tamamen kapatmayalım.
Bugün Antakya’ya baktığımızda sadece yıkılmış binaları değil, yorulmuş insanları da görüyoruz. Burada yaşayanlar hâlâ birçok sıkıntıyla mücadele ediyor. Kimi barınma derdinde, kimi geçim derdinde, kimi kaybettiklerinin acısıyla ayakta durmaya çalışıyor. İnsanlar yaşadıkları eziyetlerden, belirsizliklerden ve yorgunluktan bazen önlerini görmekte zorlanıyor.
Ama tam da bu yüzden şimdi daha fazla ayrışma zamanı değil. Şimdi kırgınlıkları büyütme zamanı değil. Şimdi eski hesapları açma zamanı hiç değil.
Bence artık 6 Şubat öncesindeki küskünlükleri, dargınlıkları, ayrılıkları bir kenara bırakmalıyız. Çünkü hepimiz aynı acının içinden geçtik. Hepimiz aynı şehrin çocuklarıyız. Hepimizin anılarında aynı sokaklar, aynı çarşılar, aynı komşuluklar, aynı bayramlar, aynı sofralar var.
Antakya ruhu kolay oluşmadı. Bu şehir, farklılıkların bir arada yaşadığı, insanların birbirini Yaradan’dan ötürü sevdiği kadim bir şehirdi. Komşuluk vardı, vefa vardı, paylaşmak vardı, selam vardı, hatır sormak vardı. Bugün belki o ruh yara aldı, belki şehir eski neşesinden uzaklaştı; ama ben inanıyorum ki Antakya ruhu tamamen bitmedi. O ruh, hâlâ birbirine sarılmayı bilen insanların kalbinde yaşıyor.
Şimdi bize düşen, o ruhu yeniden ayağa kaldırmaktır.
Tüm Antakyalılar olarak yeniden tek vücut olmalıyız. Birbirimizi yargılamadan, ötekileştirmeden, küçümsemeden dinlemeliyiz. Kimin ne acı yaşadığını, kimin ne yük taşıdığını tam olarak bilemeyiz. Bu yüzden daha anlayışlı, daha sabırlı, daha merhametli olmalıyız.
Unutmayalım; şehirler sadece taşla, betonla, binalarla kurulmaz. Şehirleri asıl ayakta tutan insanların birbirine olan sevgisi, saygısı ve dayanışmasıdır.
Antakya’yı yeniden Antakya yapacak olan da budur.
Gelin, 6 Şubat öncesinin kırgınlıklarını geride bırakalım. Gelin, birbirimize yeniden gönülden sarılalım. Gelin, eskiden olduğu gibi insanı Yaradan’dan ötürü sevelim.
Çünkü şimdi ayrılma değil, birleşme zamanı.
Şimdi susma değil, birbirini anlama zamanı.
Şimdi Antakya için, hep birlikte tek yürek olma zamanı…