MENÜ

Özdağ: “Vatan Savunması Verilen Her Yerde Adalet Sonunda Tecelli Edecek”

Yayınlanma Tarihi : 22.04.2026 19:04 Bu haber 160 defa okundu

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Akbelen köylülerine destek vermek amacıyla Akbelen’i ziyaret ederek açıklamalarda bulundu.

Paylaş Paylaş Paylaş
Özdağ: “Vatan Savunması Verilen Her Yerde Adalet Sonunda Tecelli Edecek”

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Gerçekten burası AKP iktidarının yerli ve yabancı maden şirketlerine Türk vatanını 19. yüzyıldaki Avrupalıların Afrika'da kullandığı yöntemlerle sömürtmesine benzeyen politikalarına karşı direnişin bir sembolü olmuştur. Bu anlamda Akbelen'deki direniş sadece Akbelen direnişi değil; Türk halkının iktidara karşı vatanını, toprağını, ormanını, çevresini savunmasının sembolüdür ve tarih de Akbelen direnişini böyle yazacaktır. Evet, Türkiye'nin değişik yerlerinde iktidarın politikalarına çevre mücadelesi karşı veriliyor. Erzincan İliç'te bu mücadele veriliyor. Kayseri Develi'de bu mücadele veriliyor. Ordu'da veriliyor, Artvin'de veriliyor, Giresun'da veriliyor ama Akbelen'deki mücadele bütün bu mücadelelere hem ilham kaynağı hem de güç kaynağı oluyor. Bunun için Akbelen hepsinin sembolü haline gelmiş durumda. Bize de düşen görev, bu mücadeleye seçimlere kadar destek vermek, seçimlerden sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerekli yasal düzenlemeleri yaparak hem Akbelen'de gerçekleşen saldırıyı hem yurdumuzun değişik yerlerinde gerçekleşen saldırıları yasal olarak durduracak düzenlemeleri yapmak. Çünkü arkadaşlar, gerçekten vatan toprağı değil, adeta gayrimenkul gibi görülen ve ‘daha fazla nasıl para kazanırız?’ diyerek çevreyi nesiller boyunca yok edecek işlere imza atılıyor.

Ben 2022'de İliç’e gittiğim zaman burada bir Çernobil faciası gerçekleşebilir uyarısında bulunmuştum. Aradan üç sene geçti. Biliyorsunuz büyük bir facia gerçekleşti orada. Daha tam bu facianın boyutları ortaya çıkmış değil. Çünkü hemen İliç’in altında nehre akıp GAP bölgesine ve oradan Orta Doğu'ya akan, sulara karışan zehrin ve geçtiği yol üzerinde yaptığı tahribatı henüz tespit etmiş değiliz. Tespit edildiyse de kamuoyuyla paylaşılmıyor. Ben o felaketin olduğu gün uzmanlarla konuşarak gittiğim için bölgeye zehre karşı önleyici kıyafetler giyerek gittim. O zaman bazıları benim bu kıyafetleri neden giydiğimi anlamlandıramamıştı. Ancak daha sonra o bölgeye korumasız giden insanların sağlık sıkıntıları yaşadığına dair televizyonlarda açıklamalar yaptıklarını gördüm. Birisi de ‘şimdi Ümit Özdağ'ın neden oraya giderken korumalı elbise giyerek gittiğini anlıyoruz’ dedi. Özetle Türkiye'de çevre tahribatının gerçek boyutları, devlete uğradığı tahribat gibi, ekonominin uğradığı tahribat gibi bütün büyüklüğüyle ortaya çıkmış değildir. Bütün bunların ortaya çıkması için önce bu iktidarın gitmesi gerekiyor. Bu da inşallah gerçekleşecek ilk seçimde AK Parti, DEM ve MHP ittifakının hak ettiği yere, siyasetten emekliliğe ayrılmasıyla sonuçlanacak.

Bir yandan Türk halkına 9 seneden bu yana cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik buhranını yaşatacaksınız, öte yandan insanların tapulu mallarını ellerinden alacaksınız, insanların yüzlerce yıldır yaşadıkları ormanları yok edeceksiniz ve yetmeyecek üstüne üstelik Atatürk'ün kurduğu milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni bir terör örgütüyle pazarlık yaparak kuruluş felsefesinden uzaklaştıracak düzenlemeler yapacaksınız ve böylece iktidarda kalacaksınız. Mümkün değil. Türk milleti bu politikaların cezasını sandıkta muhakkak verecek. ‘Yeterince muhafazakar olmadığımız için başımıza kötülükler geliyor’ diyenleri görüyoruz. En son hatırlayacaksınız Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta gencecik çocukların hayatlarını kaybetmesiyle sonuçlanan üzücü olaydan sonra Cumhurbaşkanı danışmanlarından bir tanesi yeterince muhafazakar olmadığımız için Cumhuriyetin politikalarından dolayı bu katliam gerçekleşti dedi. İnanılır gibi değil. ‘Zeytine ant olsun, incire ant olsun’ diyen bir dinin mensuplarıyız kutsal kitapta. Ama incir ağaçlarını, zeytin ağaçlarını yok eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Hadi canım siz de! Bu mu muhafazakarlığınız? Bu mu dini değerleriniz? ‘Yarın kıyamet kopacağını bilseniz elinizdeki fideyi dikin’ diyor. Siz asırlık ağaçları söküyorsunuz. Ne uğruna? Madenmiş.

Özetle bu kabul edilebilir değil. Onun için biz de buradayız. Vatan toprağı savunması yapan Sevgili Akbelenlilerin, köylülerimizin yanındayız. Bu olaylar çıkmadan, büyümeden gelmiştim yıllar önce. Sonra tekrar geldim, tekrar geldim. Bu dördüncü gelişim buraya. Benim dışında arkadaşlarımız geldiler, gelmeye devam edecekler. Özetle bu mücadele sadece Akbelen mücadelesi değil, bu mücadele Türk vatanını savunma mücadelesidir. Vatan madenden ibaret değildir.”

Genel Başkan Özdağ’ın “Anayasa Mahkemesi’nin buradaki termik santralleri kapatma kararı var. Ancak termik santraller şu anda işlemeye devam ediyor. Zafer Partisi'nin termik santraller ve kirletici tesisler hakkındaki politikaları nelerdir?” sorusuna verdiği yanıt: “Öncelikle Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir ülkedeyiz. Yani hukuk devletinin olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Diledikleri kararı, diledikleri maddeyi uyguluyorlar, dilemedikleri maddeyi uygulamıyorlar. Mesela Anayasanın 13. maddesi bütün cumhuriyet yurttaşlarının yasalar önünde eşit olduklarını söyler. Oysa gerçek böyle değil. Gerçek ne yazık ki bir kısım yurttaşların daha eşit olduğu ama muhalefetin eşit olmadığı. Anayasa Mahkemesi, bir muhalifle ilgili olumlu bir karar aldığında bu uygulanmıyor. İşte Can Atalay davası ortadadır. Yine iktidarın hoşuna gitmeyen bir karar aldığında yine uygulanmıyor. Demek ki hukuk devleti yoktur. Siyasi iktidarlara, siyasi partilere düşen görev, yargının ve yargının en üst makamı olan Anayasa Mahkemesi'nin kararını hoşuna gitmese dahi uygulamaktır. Devlet böyle olunur. Ama biz kurumların yıkıldığı bir dönemden geçiyoruz.

Zafer Partisi, Türkiye'nin hukuk devletine, parlamenter demokrasiye ve kurumlara dönmesi gerektiğini savunan bir siyasi parti olarak tabii ki Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını uygulayacaktır. Ama esas önemli olan öyle bir çevre politikamızın ve sanayileşme politikamızın olması gerekiyor ki, hiç Anayasa Mahkemesi bu konularda iptal kararları vermek zorunda kalmasın.”

Bağımsız yargı bütün konuları soruşturacak. Sayıştay bütün harcamaları inceleyecek, mahkemeler, MASAK bütün dosyaları inceleyecek. Zannediyorlarsa ki hukuksuzluklar bazılarının yanına kalır, hayır, Türkiye muz Cumhuriyeti değil ve bizim 4 bin senelik bir devlet geleneğimiz var ve Türk devleti asla unutmaz arkadaşlar. Zamanı geldiğinde defterler açılır ve hukuk önünde sorular sorulur, cevaplar da alınır. Arkadaşlar, ben Silivri’de 9 nolu cezaevinde kalıyordum. 9 nolu cezaevi aslında teröristler için inşa edilmiş, organize suç örgütleri için inşa edilmiş. Ya 3 kişi bir arada kalıyorsunuz ya tek başına kalıyorsunuz. Yani öyle çoklu koğuşlar yok. Hatta orada çoğu kez 3 kişilik koğuşlarda bile tek başına kalıyorsunuz. Her koğuşun bir de avlusu var. Bir kişilik olanın avlusu daha küçük, 3 kişilik daha büyük. Sabah 8.30'da geliyorlar, infaz memurları 8’i çeyrek geçe gece tam. Kapıyı açıyorlar ve siz akşam 8.30'a kadar dışarıyı kullanabiliyorsunuz, o küçük avluyu. Bir gün yine avukat geldi, avukatla görüşmeye giderken baktım, koridorun karşısındaki avlunun kapısı kilitli. Halbuki açık olması gerekir. Ben de sordum, dedim ki ya bu kim mahkum ki içeride kapısı bu saatte günün ortasında kilitli, neden çıkartmıyorsunuz adamı? Dediler ki oradaki kişi müebbet hapis mahkumu. Müebbet hapse mahkum olanlar ancak günde 3 saat avluyu kullanabilirler. Ben de sordum. Peki kim var içeride müebbet hapse mahkum olan? Fetöcü bir emniyet müdürüymüş.

Arkadaşlar, 2006-2016 arasında 10 sene millete zulüm yaptılar, kumpaslar kurdular, kendi meslektaşlarına kumpaslar kurdular, Türk ordusuna kumpaslar kurdular. Sonra darbe girişiminde bulundular. Şimdi 3 saat dışarı çıkabiliyorlar. Yani hiç kimsenin yanına kalmıyor hukuksuzluk. Bundan sonra da hukuksuzluk kimsenin yanına kalmayacak. Hiçbir hukuksuz düzen ebediyen sürmüyor. Bir gün adaletin önüne herkes çıkıyor. Bakın bugünlerde de eski Tunceli Valisi adaletin karşısına çıktı. Kaçış kurtuluş yok. Onun için Akbel'de de İliç'te de Kayseri Develi'de de vatan savunması verilen her yerde adalet sonunda tecelli edecek. Mesele bu süre mümkün olduğunca vatan için ve bu vatan savunması yapan insanlar için hasarsız, zararsız geçsin. Tamamen geçmesi mümkün değil çünkü bu bir mücadele. Ama mümkün olduğunca kamuoyu desteği arkadaşlarımızın arkasında varlığını hissettirsin ki onlar sadece kendi için mücadele etmiyorlar. Bu bireysel bir mücadele olsa, kendilerine yapılan teklifler var. Ben bu teklifi biliyorum. O teklifleri kabul ederler ve hayatlarını yaşamaya devam ederler. Burada yaptıkları mücadele bütün millet adına bir mücadele ve biz de bu mücadeleye destek vererek yalnız olmadıklarını tekrar tekrar göstermeliyiz, onlara güç vermeliyiz diye düşünüyorum.”

 

Paylaş Paylaş Paylaş
Etiket :
YORUMLARI GÖR
ÜYE YORUMLARI
Yorum yapabilmek için

Giriş Yap ya da Kayıt Ol