MENÜ

Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Altunöz’den Açıklama

Yayınlanma Tarihi : 26.03.2026 22:06 Bu haber 205 defa okundu

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nün eşiğinde, Hatay’ın sanat damarlarından biri olan Epik Sanat Tiyatrosu, hazırladığı 2026 Tiyatro Bildirisi ile sadece sahneleri değil, gönülleri de aydınlatıyor. 

Paylaş Paylaş Paylaş
Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Altunöz’den Açıklama

Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökhan Altunöz tarafından kaleme alınan bir bildiri yayınlandı. Bildiri 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlama metninden öte; oyunculara, seyircilere ve tüm kente yönelik bir "direnç ve motivasyon" çağrısı taşıyor.Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Altunöz’den Açıklama

​"IŞIK BÖLÜNDÜKÇE ÇOĞALIR": YEREL TİYATRONUN VAZGEÇİLMEZ GÜCÜEpik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Altunöz’den Açıklama

​Epik Sanat Tiyatrosu, bu yılki bildirisini özellikle yerel tiyatroların önemine dikkat çekmek için kullanıyor. Altunöz, tiyatronun sadece büyük metropollerin ışıklı binalarında değil, küçük şehirlerin sokaklarında, mahalle aralarında ve halkın kalbinde gerçek kimliğini bulacağına inanan tiyatro sanatçılarımızdan. Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Altunöz’den Açıklama

​Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökhan Altunöz yayınladığı bildiride kendini, tiyatro sahnesini ve sanatçı kimliğini anlatarak; “Tiyatro yerelden beslenir, yerelden başlar ve küçük şehirlerden büyük şehirlere doğru yayılan o devasa kültürel nehrin kaynağıdır. Yerel tiyatro, o kentin hafızasıdır; acısını da neşesini de en iyi o bilir. Epik Sanat Tiyatrosu da 2005’ten bu yana Hatay’ın her sokağında bu hafızayı diri tutarak, sanatı halkın ayağına götürmenin haklı gururunu yaşıyor.

GÖKHAN ALTUNÖZ ve 20 YILLIK BİR ADANMIŞLIK HİKAYESİ

​Defne topraklarında sanatı yeşertmeye adamış bir isim olan Gökhan Altunöz, 1 Aralık 1982 doğumlu, Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olmanın verdiği edebi derinliği, İstanbul Üniversitesi’nden aldığı Dramatik Yazarlık, Tiyatro Terapi ve Drama Eğitmenliği uzmanlıklarıyla harmanladı.

​Bugüne kadar yazdığı 15 tam metin ve 200’e yakın kısa oyunla toplumsal meselelere ayna tutan Altunöz, usta bir gitarist ve bağlama icracısı olarak müziği de sahnesinden eksik etmiyor. Nâzım Hikmet’in mirasını işlediği "Nazım" ve "Yaşamak Şakaya Gelmez" gibi eserlerinden, "Sus(mak)" ve "Adı Kadın" gibi sarsıcı özgün metinlerine kadar her çalışmasında tek bir amaç güdüyor: İnsanı insana, insanla anlatmak.

OYUNCULARA VE SEYİRCİLERE BİR SÖZ

​Altunöz bu bildiriyle; her türlü zorluğa rağmen sahneyi terk etmeyen oyuncularına "Emeğiniz dünyayı iyileştiriyor" derken, salonları ve sokakları dolduran seyircilerine ise "Siz varsanız bu ayna anlamlı" mesajını veriyor. Yerel tiyatronun hayati önemini şu sözlerle perçinliyor: "Biz diyoruz ki; perde her açıldığında umut nefes alır. Bir toplum tiyatroyla konuştuğunda, şiddet dilini kaybeder."

27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ EPİK SANAT TİYATROSU 2026 TİYATRO BİLDİRİSİ

​Sahne karardığında dünya susar. Bir ışık yanar. Ve insan, kendine doğru yürümeye başlar. Bazen o karanlık, uzaktan gelen bir siren sesi gibidir. Yarım kalmış oyunların, içine gömülmüş çığlıkların yankısıdır. Sahne, o sesi duyulur kılmak için vardır.

​Biz biliyoruz: Tiyatro ile büyüyen insan, yumruğunu değil sesini kaldırır. Çünkü sahnede öğrenir; bağırmanın değil anlatmanın güçlü olduğunu. Kendi hikâyesini kurabilen biri, hiçbir karanlıkta tamamen susmaz. Tiyatro, kalbin prova yaptığı yerdir. Bir başkasının ayakkabısını giyip yürümeyi, bir yabancının gözünden ağlamayı, bir düşmanın kalbinde atmayı öğretir. Görünmeyeni fark etmeyi, duyulmayanı işitmeyi… Empati, sahnenin görünmeyen dekorudur. O dekor kurulduğunda şiddet barınamaz. Çünkü bir başkasının acısını hisseden el, incitmeye cesaret edemez.

​Sahne bir aynadır. İnsan orada kendini çoğalmış görür. Kötülüğünü de, iyiliğini de. Bazen o aynada, kırılmış bir hayat, yarım bırakılmış bir hikâye bakar bize. Ve her temsil, içimizdeki karanlığa tutulmuş bir ışıktır.

​Tiyatro disiplinin şiiridir. Bir repliği beklemek sabrı öğretir. Bir bakışta kalabilmek güveni. Bir sahneyi paylaşmak adaleti. Orada her temas rızayla doğar. Her adım sınır bilir. Her söz sorumluluk taşır. Hiçbir ses bastırılmaz. Hiçbir varlık yok sayılmaz.

​Tiyatro ile yoğrulan insan, bedenin ve sınırların değerini öğrenir. Kimsenin alanına hoyratça girmez. Kimsenin hakkını gölgelemez. Çünkü sahnede biliriz: Bir kişinin ışığı diğerinin karanlığı değildir. Işık bölündükçe çoğalır. Ve hiçbir ışık, bir başkasını söndürerek var olmaz.

​Biz diyoruz ki: Perde her açıldığında umut nefes alır. Bir insan sahneye çıktığında dünya biraz daha iyileşir. Bir toplum tiyatroyla konuştuğunda, şiddet dilini kaybeder. Silahlar susar demiyoruz, ama insan konuşmayı öğrenir. Ve konuşan insan, yıkmak yerine kurmayı seçer.

​Tiyatro oyun değildir yalnızca. Tiyatro, insan olmanın sonsuz provasıdır. Ve biz, her temsilde dünyayı yeniden kurmaya devam ederiz.” İfadelerini kullandı.

Paylaş Paylaş Paylaş
Etiket :
YORUMLARI GÖR
ÜYE YORUMLARI
Yorum yapabilmek için

Giriş Yap ya da Kayıt Ol