MENÜ
Mehmet SERTEL
Mehmet SERTEL
m.sertel@hatayyildizgazetesi.com
Yazı 428 defa okundu.

HATSO’DA SEÇİM Mİ, KOLTUK SAVAŞI MI?

Bugün herkesin birbiriyle konuştuğu ama gazetecilerin yazmadığı konuları ele aldım. Yazı biraz uzun oldu ama kamuoyunun merak ettiği soruları sordum, sormak benden açıklama yapmak beyefendilerden, cevap verebilirlerse yine bu sayfalardan siz okurlarımla seve seve paylaşacağım.

Üçlü ittifakın ortak hedefi Çinçin’i devirmek mi, yoksa Hatay iş dünyasına yeni bir gelecek sunmak mı?

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine sayılı günler kaldı. Adaylar belli oldu, ittifaklar şekillendi, saflar sıklaştı. Başlangıçta ayrı ayrı yola çıkan isimler, bugün aynı çatı altında buluşuyor.

Ahmet Bünyamin Yavuz, Gökhan Alkan ve Mehmet Alakuş…

Üç adayın birleşmesiyle ortaya, mevcut HATSO Başkanı Hikmet Çinçin’e karşı güçlü bir ittifak görüntüsü çıktı.

Birleşmek demokratik bir haktır. İttifak yapmak da siyasetin ve seçimlerin doğal sonucudur.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ama kamuoyunun da şu soruyu sormaya hakkı vardır:

Bu birlikteliğin ortak projesi nedir?

Hatay ekonomisi için ortak bir yol haritası var mı?

Tüccar, sanayici ve esnaf için ortak bir programınız var mı?

Yoksa bütün ortaklığınız yalnızca: “Hikmet Çinçin gitsin de ne olursa olsun” anlayışından mı ibaret?

Çünkü seçim meydanından dışarıya yansıyan görüntü zaman zaman tam da bunu düşündürüyor.

BU ÜSLUP HATAY’A YAKIŞIYOR MU?

Bir seçim yapılacak. Demokratik bir yarış olacak. Adaylar projelerini anlatacak. Üyeler sandığa gidecek.

Ama ne yazık ki seçim atmosferinde zaman zaman projelerden çok ağır ithamların ve sert polemiklerin öne çıktığını görüyoruz.

Bir aday diğerini “hırsızlık” imasıyla suçluyor.

Bir başkası “FETÖ” suçlamasını gündeme taşıyor.

Bir diğerinin adı başka iddialarla yan yana getiriliyor.

Burada çok açık bir şey söylemek gerekiyor:

Bu üslup Hatay iş dünyasına yakışmıyor.

Elinizde bir belge varsa, hukuki yollar açıktır.

Bir suç işlendiğini düşünüyorsanız ilgili mercilere başvurursunuz. Ama belge ve hukuk yerine seçim meydanlarında ağır ithamları dolaşıma sokmak, HATSO gibi köklü bir kurumun başkanlık yarışını küçültür.

Adaylar birbirlerini eleştirebilir. Ama eleştiri ile itham arasındaki çizgiyi de korumak zorundadır.

Çünkü bu seçim bittikten sonra herkes yine aynı şehirde, aynı ticaret dünyasının içinde birlikte yaşayacak.

PEKİ, YILLARDIR NEDEN SUSTUNUZ?

Burada özellikle mevcut yönetime yıllardır yakın olan isimlerin bugün ortaya koyduğu eleştiriler üzerinde durmak gerekiyor.

Hikmet Çinçin'in yönetim anlayışını bugün eleştirebilirsiniz. İcraatlarını yetersiz bulabilirsiniz. Projelerini beğenmeyebilirsiniz.

Bunların hepsi demokratik hakkınızdır.

Ama kamuoyunun da çok basit bir sorusu var:

Madem bütün bunları biliyordunuz, neden yıllarca sustunuz? Bugün ağır şekilde eleştirdiğiniz yönetimin içinde görev yaptınız.

Başkan yardımcılığı yaptınız. Yönetimde bulundunuz. Aynı masada oturdunuz. Aynı yönetimin kararlarının içerisinde yer aldınız.

O halde bugün ortaya koyduğunuz eleştiriler gerçekten samimiyse, insan sormadan edemiyor:

Bunları neden sekiz yıl önce söylemediniz?

Neden beş yıl önce söylemediniz?

Neden seçimden önceki dönemde kamuoyunun önüne çıkıp anlatmadınız?

“Başkanım, bu uygulamaya karşıyım” dediniz mi?

“Bu proje yanlış” dediniz mi?

“Bu yönetim anlayışını doğru bulmuyorum” dediniz mi?

“Memleketin şuna ihtiyacı var, yapalım” diye proje sundunuz mu?

Dediyseniz, ortaya koyun. Tarihleriyle, belgeleriyle anlatın.

Ama bunları söylemediyseniz ve bugün seçim yaklaşınca aynı yönetim hakkında çok ağır eleştiriler yöneltiyorsanız, kamuoyunun bunu sorgulaması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü seçmen sadece bugünkü sözünüze değil, dün nerede durduğunuza da bakar.

MESELE KOLTUK MU?

Burada kimseye suç isnat etmiyoruz.

Ama siyasi eleştirinin de bir sınırı vardır.

Yıllarca aynı yönetimin içinde bulunup bugün o yönetimi yerden yere vuruyorsanız, kamuoyu doğal olarak şunu sorar:

“Madem bu kadar yanlıştı, siz de o yönetimin içerisinde değil miydiniz?  Neden o zaman sesiniz çıkmadı?”

Yoksa mesele gerçekten yönetim anlayışı mı?

Yoksa mesele seçim mi?

Yoksa mesele koltuk mu?

İnsanların kafasında oluşan sorular tam da bu, Bu soruların cevabını vermek adayların görevidir.

YAPAY ZEKÂ VAR, AMA GERÇEKÇİ PROJE NEREDE?

Seçimde dikkat çeken bir başka mesele ise proje yarışı. Bugün yapay zekâ çağındayız. Elbette adaylar yapay zekâdan yararlanabilir. Elbette teknoloji kullanabilir. Elbette çağdaş ve dikkat çekici projeler hazırlayabilir.

Ama burada çok önemli bir ayrım var: Bir projenin güzel yazılması başka, HATSO’nun yapabileceği bir proje olması başka.

Liman yapmak…

Yeni bir gümrük kapısı açmak…

Devletin, bakanlıkların, kamu kurumlarının ve farklı makamların yetki alanına giren devasa yatırımları HATSO’nun doğrudan yapacağı işler gibi sunmak…

Bunlar kulağa hoş gelebilir. Afişte etkileyici görünebilir. Sosyal medyada büyük ilgi çekebilir.

Ama HATSO'nun görev ve yetki alanı açısından bunların nasıl gerçekleştirileceği açıkça ortaya konulmalıdır.

Çünkü seçim kampanyası bir teknoloji gösterisi değildir. Yapay zekâ ile hazırlanmış gösterişli cümleler, görseller gerçekçi bir ekonomik programın yerini tutmaz.

HATSO'nun asli görev alanı bellidir.

Tüccarın sorununu çözmek…

Sanayicinin önünü açmak…

Esnafın ticari hayatını kolaylaştırmak…

Üyelerin sorunlarını ilgili kurumlara taşımak…

Lobi faaliyetleri yürütmek…

Yatırım ve ticaret ortamının geliştirilmesine katkı sağlamak…

Üyelerine yol göstermek…

Kentin ekonomik potansiyelini büyütmek…

İşte adayların asıl olarak bunları anlatması gerekiyor.

Hangi sektöre ne vereceksiniz?

Hangi bürokratik sorunu çözeceksiniz?

Üyelerin hangi maliyetini azaltacaksınız?

Hangi pazarlara ulaşmalarını sağlayacaksınız?

Depremden zarar gören işletmelerin yeniden ayağa kalkması için hangi somut adımları atacaksınız?

Bunları anlatın. Çünkü hayali büyük projelerle göz boyamak kolaydır; gerçek sorunlara gerçek çözüm üretmek zordur.

MEHMET NARİN, ALİ KAVAK VE PERDE ARKASINDAKİ HESAPLAR

Bir de bu seçimde adayların yanında veya arkasında görünen deneyimli isimler var.

Bunlardan biri Mehmet Narin.

Bir dönem HATSO seçimlerinin önemli isimlerinden biri olan Narin’in bugün Mersin’deki ticari bağlantılarıyla Hatay’daki bu yarışta etkili olmaya çalıştığı yönündeki değerlendirmeler kamuoyunda konuşuluyor.

Diğer tarafta ise geçmiş seçimlerin önemli aktörlerinden Ali Kavak ismi bulunuyor.

Kavak’ın Mehmet Alakuş’a verdiği destek de kamuoyuna yansımış durumda.

Burada da kimseye bir suçlama yöneltmiyoruz.

Ama şu soruyu sormak gerekiyor:

Bu seçim gerçekten yeni bir yönetim vizyonunun seçimi mi, yoksa geçmiş seçim hesaplarının yeniden sahneye konulduğu bir mücadele mi?

Hatay kamuoyu bunu da görmek istiyor.

Çünkü seçimin görünen adayları kadar, arkasındaki siyasi ve ekonomik desteğin niteliği de merak ediliyor.

ÜÇLÜ İTTİFAK, ÜÇ AYRI ADAY, TEK ORTAK NOKTA

Gökhan Alkan…

Ahmet Bünyamin Yavuz…

Mehmet Alakuş…

Üç isim birleşti.

Peki şimdi soruyoruz:

Üçünün ortak projesi nedir?

Üçünün ortak ekonomik programı nedir?

Üçünün Hatay için ortak hedefi nedir?

Ve en önemlisi:

Hikmet Çinçin karşıtlığının dışında sizi bir araya getiren nedir?

Eğer güçlü bir programınız varsa açıklayın.

Eğer ortak yönetim modeliniz varsa açıklayın.

Eğer Hatay ekonomisini yeniden ayağa kaldıracak gerçekçi projeleriniz varsa açıklayın.

Ama bütün seçim kampanyanızı yalnızca “Çinçin gitsin” üzerine kurarsanız, seçmenin de size:

“Peki siz neden geliyorsunuz?” diye sorması kaçınılmazdır.

HİKMET ÇİNÇİN DE ELEŞTİRİLEBİLİR

Bu yazının Hikmet Çinçin'i dokunulmaz ilan etmek gibi bir amacı yok.

Tam tersine…

Hikmet Çinçin de eleştirilebilir.

Hem de sonuna kadar.

Yanlış yaptığı düşünülen her konu açıkça ortaya konulabilir. Eksik görülen her hizmet sorgulanabilir. Yetersiz bulunan her proje eleştirilebilir.

Ama bunun yolu belgesiz ağır ithamlar değil, belgeli eleştiri ve gerçekçi projelerdir.

Bir adayın karşısına çıkıp:

“Sen kötüsün” demek kolay.

Zor olan: “Senin yapamadığını ben şu projeyle, şu kaynakla, şu sürede yapacağım” diyebilmektir. İşte gerçek seçim yarışı budur.

HATAY'IN KAVGAYA DEĞİL, VİZYONA İHTİYACI VAR

Hatay zaten yeterince yoruldu.

Deprem gördü.

Yıkım gördü.

Ekonomik kayıplar yaşadı.

İş insanları işletmelerini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor.

Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.

Sanayici üretmeye çalışıyor.

Tüccar yeni pazar arıyor.

İşte böyle bir dönemde HATSO seçimlerinin seviyesinin çok daha yukarıda olması gerekiyor.

Daha az kavga, daha çok proje.

Daha az itham, daha çok belge.

Daha az kişisel hesap, daha çok Hatay.

Adayların görevi birbirini küçük düşürmek değil, kendi projelerini büyütmektir.

Çünkü rakibinizi küçülterek kendinizi büyütemezsiniz.

Kendinizi ancak ortaya koyduğunuz fikirlerle, projelerle ve güven veren kadrolarla büyütebilirsiniz.

SON SÖZ

Gökhan Alkan, Ahmet Bünyamin Yavuz ve Mehmet Alakuş…

Birleşebilirsiniz.

Hikmet Çinçin'e karşı ortak cephe oluşturabilirsiniz.

Bu sizin demokratik hakkınız.

Ama kamuoyuna da hesap vermek zorundasınız:

Neden birleştiniz?

Ne yapacaksınız?

Ortak projeniz nedir?

HATSO üyelerine ne vereceksiniz?

Ve en önemlisi: Bu birlikteliğin tek amacı Hikmet Çinçin'i koltuğundan indirmek mi?

Eğer öyle değilse, bunu gösterecek olan şey sloganlar değil; projelerdir. Belgeler. Rakamlar. Gerçekçi hedefler. Somut çözümler.

Çünkü HATSO başkanlığı bir intikam makamı değildir.

Bir hesaplaşma yeri değildir.

Bir koltuk paylaşım masası değildir.

HATSO, Hatay'ın ekonomik geleceğidir.

Ve Hatay'ın artık yapay zekâyla hazırlanmış afaki vaatlerden, ağır polemiklerden ve seviyeyi düşüren seçim tartışmalarından çok daha fazlasına ihtiyacı var. Sandıkta üyeler sadece “Kim gitsin?” sorusuna cevap vermeyecek.

Asıl soruyu soracak: “Kim gelsin ve Hatay için ne yapsın?”

İşte bu sorunun cevabını kim daha güçlü verirse, gerçek anlamda seçimin kazananı da o olacaktır.

Üçlü ittifakın ortak hedefi Çinçin’i devirmek mi, yoksa Hatay iş dünyasına yeni bir gelecek sunmak mı?

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine sayılı günler kaldı. Adaylar belli oldu, ittifaklar şekillendi, saflar sıklaştı. Başlangıçta ayrı ayrı yola çıkan isimler, bugün aynı çatı altında buluşuyor.

Ahmet Bünyamin Yavuz, Gökhan Alkan ve Mehmet Alakuş…

Üç adayın birleşmesiyle ortaya, mevcut HATSO Başkanı Hikmet Çinçin’e karşı güçlü bir ittifak görüntüsü çıktı.

Birleşmek demokratik bir haktır. İttifak yapmak da siyasetin ve seçimlerin doğal sonucudur.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ama kamuoyunun da şu soruyu sormaya hakkı vardır:

Bu birlikteliğin ortak projesi nedir?

Hatay ekonomisi için ortak bir yol haritası var mı?

Tüccar, sanayici ve esnaf için ortak bir programınız var mı?

Yoksa bütün ortaklığınız yalnızca: “Hikmet Çinçin gitsin de ne olursa olsun” anlayışından mı ibaret?

Çünkü seçim meydanından dışarıya yansıyan görüntü zaman zaman tam da bunu düşündürüyor.

BU ÜSLUP HATAY’A YAKIŞIYOR MU?

Bir seçim yapılacak. Demokratik bir yarış olacak. Adaylar projelerini anlatacak. Üyeler sandığa gidecek.

Ama ne yazık ki seçim atmosferinde zaman zaman projelerden çok ağır ithamların ve sert polemiklerin öne çıktığını görüyoruz.

Bir aday diğerini “hırsızlık” imasıyla suçluyor.

Bir başkası “FETÖ” suçlamasını gündeme taşıyor.

Bir diğerinin adı başka iddialarla yan yana getiriliyor.

Burada çok açık bir şey söylemek gerekiyor:

Bu üslup Hatay iş dünyasına yakışmıyor.

Elinizde bir belge varsa, hukuki yollar açıktır.

Bir suç işlendiğini düşünüyorsanız ilgili mercilere başvurursunuz. Ama belge ve hukuk yerine seçim meydanlarında ağır ithamları dolaşıma sokmak, HATSO gibi köklü bir kurumun başkanlık yarışını küçültür.

Adaylar birbirlerini eleştirebilir. Ama eleştiri ile itham arasındaki çizgiyi de korumak zorundadır.

Çünkü bu seçim bittikten sonra herkes yine aynı şehirde, aynı ticaret dünyasının içinde birlikte yaşayacak.

PEKİ, YILLARDIR NEDEN SUSTUNUZ?

Burada özellikle mevcut yönetime yıllardır yakın olan isimlerin bugün ortaya koyduğu eleştiriler üzerinde durmak gerekiyor.

Hikmet Çinçin'in yönetim anlayışını bugün eleştirebilirsiniz. İcraatlarını yetersiz bulabilirsiniz. Projelerini beğenmeyebilirsiniz.

Bunların hepsi demokratik hakkınızdır.

Ama kamuoyunun da çok basit bir sorusu var:

Madem bütün bunları biliyordunuz, neden yıllarca sustunuz? Bugün ağır şekilde eleştirdiğiniz yönetimin içinde görev yaptınız.

Başkan yardımcılığı yaptınız. Yönetimde bulundunuz. Aynı masada oturdunuz. Aynı yönetimin kararlarının içerisinde yer aldınız.

O halde bugün ortaya koyduğunuz eleştiriler gerçekten samimiyse, insan sormadan edemiyor:

Bunları neden sekiz yıl önce söylemediniz?

Neden beş yıl önce söylemediniz?

Neden seçimden önceki dönemde kamuoyunun önüne çıkıp anlatmadınız?

“Başkanım, bu uygulamaya karşıyım” dediniz mi?

“Bu proje yanlış” dediniz mi?

“Bu yönetim anlayışını doğru bulmuyorum” dediniz mi?

“Memleketin şuna ihtiyacı var, yapalım” diye proje sundunuz mu?

Dediyseniz, ortaya koyun. Tarihleriyle, belgeleriyle anlatın.

Ama bunları söylemediyseniz ve bugün seçim yaklaşınca aynı yönetim hakkında çok ağır eleştiriler yöneltiyorsanız, kamuoyunun bunu sorgulaması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü seçmen sadece bugünkü sözünüze değil, dün nerede durduğunuza da bakar.

MESELE KOLTUK MU?

Burada kimseye suç isnat etmiyoruz.

Ama siyasi eleştirinin de bir sınırı vardır.

Yıllarca aynı yönetimin içinde bulunup bugün o yönetimi yerden yere vuruyorsanız, kamuoyu doğal olarak şunu sorar:

“Madem bu kadar yanlıştı, siz de o yönetimin içerisinde değil miydiniz?  Neden o zaman sesiniz çıkmadı?”

Yoksa mesele gerçekten yönetim anlayışı mı?

Yoksa mesele seçim mi?

Yoksa mesele koltuk mu?

İnsanların kafasında oluşan sorular tam da bu, Bu soruların cevabını vermek adayların görevidir.

YAPAY ZEKÂ VAR, AMA GERÇEKÇİ PROJE NEREDE?

Seçimde dikkat çeken bir başka mesele ise proje yarışı. Bugün yapay zekâ çağındayız. Elbette adaylar yapay zekâdan yararlanabilir. Elbette teknoloji kullanabilir. Elbette çağdaş ve dikkat çekici projeler hazırlayabilir.

Ama burada çok önemli bir ayrım var: Bir projenin güzel yazılması başka, HATSO’nun yapabileceği bir proje olması başka.

Liman yapmak…

Yeni bir gümrük kapısı açmak…

Devletin, bakanlıkların, kamu kurumlarının ve farklı makamların yetki alanına giren devasa yatırımları HATSO’nun doğrudan yapacağı işler gibi sunmak…

Bunlar kulağa hoş gelebilir. Afişte etkileyici görünebilir. Sosyal medyada büyük ilgi çekebilir.

Ama HATSO'nun görev ve yetki alanı açısından bunların nasıl gerçekleştirileceği açıkça ortaya konulmalıdır.

Çünkü seçim kampanyası bir teknoloji gösterisi değildir. Yapay zekâ ile hazırlanmış gösterişli cümleler, görseller gerçekçi bir ekonomik programın yerini tutmaz.

HATSO'nun asli görev alanı bellidir.

Tüccarın sorununu çözmek…

Sanayicinin önünü açmak…

Esnafın ticari hayatını kolaylaştırmak…

Üyelerin sorunlarını ilgili kurumlara taşımak…

Lobi faaliyetleri yürütmek…

Yatırım ve ticaret ortamının geliştirilmesine katkı sağlamak…

Üyelerine yol göstermek…

Kentin ekonomik potansiyelini büyütmek…

İşte adayların asıl olarak bunları anlatması gerekiyor.

Hangi sektöre ne vereceksiniz?

Hangi bürokratik sorunu çözeceksiniz?

Üyelerin hangi maliyetini azaltacaksınız?

Hangi pazarlara ulaşmalarını sağlayacaksınız?

Depremden zarar gören işletmelerin yeniden ayağa kalkması için hangi somut adımları atacaksınız?

Bunları anlatın. Çünkü hayali büyük projelerle göz boyamak kolaydır; gerçek sorunlara gerçek çözüm üretmek zordur.

MEHMET NARİN, ALİ KAVAK VE PERDE ARKASINDAKİ HESAPLAR

Bir de bu seçimde adayların yanında veya arkasında görünen deneyimli isimler var.

Bunlardan biri Mehmet Narin.

Bir dönem HATSO seçimlerinin önemli isimlerinden biri olan Narin’in bugün Mersin’deki ticari bağlantılarıyla Hatay’daki bu yarışta etkili olmaya çalıştığı yönündeki değerlendirmeler kamuoyunda konuşuluyor.

Diğer tarafta ise geçmiş seçimlerin önemli aktörlerinden Ali Kavak ismi bulunuyor.

Kavak’ın Mehmet Alakuş’a verdiği destek de kamuoyuna yansımış durumda.

Burada da kimseye bir suçlama yöneltmiyoruz.

Ama şu soruyu sormak gerekiyor:

Bu seçim gerçekten yeni bir yönetim vizyonunun seçimi mi, yoksa geçmiş seçim hesaplarının yeniden sahneye konulduğu bir mücadele mi?

Hatay kamuoyu bunu da görmek istiyor.

Çünkü seçimin görünen adayları kadar, arkasındaki siyasi ve ekonomik desteğin niteliği de merak ediliyor.

ÜÇLÜ İTTİFAK, ÜÇ AYRI ADAY, TEK ORTAK NOKTA

Gökhan Alkan…

Ahmet Bünyamin Yavuz…

Mehmet Alakuş…

Üç isim birleşti.

Peki şimdi soruyoruz:

Üçünün ortak projesi nedir?

Üçünün ortak ekonomik programı nedir?

Üçünün Hatay için ortak hedefi nedir?

Ve en önemlisi:

Hikmet Çinçin karşıtlığının dışında sizi bir araya getiren nedir?

Eğer güçlü bir programınız varsa açıklayın.

Eğer ortak yönetim modeliniz varsa açıklayın.

Eğer Hatay ekonomisini yeniden ayağa kaldıracak gerçekçi projeleriniz varsa açıklayın.

Ama bütün seçim kampanyanızı yalnızca “Çinçin gitsin” üzerine kurarsanız, seçmenin de size:

“Peki siz neden geliyorsunuz?” diye sorması kaçınılmazdır.

HİKMET ÇİNÇİN DE ELEŞTİRİLEBİLİR

Bu yazının Hikmet Çinçin'i dokunulmaz ilan etmek gibi bir amacı yok.

Tam tersine…

Hikmet Çinçin de eleştirilebilir.

Hem de sonuna kadar.

Yanlış yaptığı düşünülen her konu açıkça ortaya konulabilir. Eksik görülen her hizmet sorgulanabilir. Yetersiz bulunan her proje eleştirilebilir.

Ama bunun yolu belgesiz ağır ithamlar değil, belgeli eleştiri ve gerçekçi projelerdir.

Bir adayın karşısına çıkıp:

“Sen kötüsün” demek kolay.

Zor olan: “Senin yapamadığını ben şu projeyle, şu kaynakla, şu sürede yapacağım” diyebilmektir. İşte gerçek seçim yarışı budur.

HATAY'IN KAVGAYA DEĞİL, VİZYONA İHTİYACI VAR

Hatay zaten yeterince yoruldu.

Deprem gördü.

Yıkım gördü.

Ekonomik kayıplar yaşadı.

İş insanları işletmelerini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor.

Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.

Sanayici üretmeye çalışıyor.

Tüccar yeni pazar arıyor.

İşte böyle bir dönemde HATSO seçimlerinin seviyesinin çok daha yukarıda olması gerekiyor.

Daha az kavga, daha çok proje.

Daha az itham, daha çok belge.

Daha az kişisel hesap, daha çok Hatay.

Adayların görevi birbirini küçük düşürmek değil, kendi projelerini büyütmektir.

Çünkü rakibinizi küçülterek kendinizi büyütemezsiniz.

Kendinizi ancak ortaya koyduğunuz fikirlerle, projelerle ve güven veren kadrolarla büyütebilirsiniz.

SON SÖZ

Gökhan Alkan, Ahmet Bünyamin Yavuz ve Mehmet Alakuş…

Birleşebilirsiniz.

Hikmet Çinçin'e karşı ortak cephe oluşturabilirsiniz.

Bu sizin demokratik hakkınız.

Ama kamuoyuna da hesap vermek zorundasınız:

Neden birleştiniz?

Ne yapacaksınız?

Ortak projeniz nedir?

HATSO üyelerine ne vereceksiniz?

Ve en önemlisi: Bu birlikteliğin tek amacı Hikmet Çinçin'i koltuğundan indirmek mi?

Eğer öyle değilse, bunu gösterecek olan şey sloganlar değil; projelerdir. Belgeler. Rakamlar. Gerçekçi hedefler. Somut çözümler.

Çünkü HATSO başkanlığı bir intikam makamı değildir.

Bir hesaplaşma yeri değildir.

Bir koltuk paylaşım masası değildir.

HATSO, Hatay'ın ekonomik geleceğidir.

Ve Hatay'ın artık yapay zekâyla hazırlanmış afaki vaatlerden, ağır polemiklerden ve seviyeyi düşüren seçim tartışmalarından çok daha fazlasına ihtiyacı var. Sandıkta üyeler sadece “Kim gitsin?” sorusuna cevap vermeyecek.

Asıl soruyu soracak: “Kim gelsin ve Hatay için ne yapsın?”

İşte bu sorunun cevabını kim daha güçlü verirse, gerçek anlamda seçimin kazananı da o olacaktır.

Üçlü ittifakın ortak hedefi Çinçin’i devirmek mi, yoksa Hatay iş dünyasına yeni bir gelecek sunmak mı?

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine sayılı günler kaldı. Adaylar belli oldu, ittifaklar şekillendi, saflar sıklaştı. Başlangıçta ayrı ayrı yola çıkan isimler, bugün aynı çatı altında buluşuyor.

Ahmet Bünyamin Yavuz, Gökhan Alkan ve Mehmet Alakuş…

Üç adayın birleşmesiyle ortaya, mevcut HATSO Başkanı Hikmet Çinçin’e karşı güçlü bir ittifak görüntüsü çıktı.

Birleşmek demokratik bir haktır. İttifak yapmak da siyasetin ve seçimlerin doğal sonucudur.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ama kamuoyunun da şu soruyu sormaya hakkı vardır:

Bu birlikteliğin ortak projesi nedir?

Hatay ekonomisi için ortak bir yol haritası var mı?

Tüccar, sanayici ve esnaf için ortak bir programınız var mı?

Yoksa bütün ortaklığınız yalnızca: “Hikmet Çinçin gitsin de ne olursa olsun” anlayışından mı ibaret?

Çünkü seçim meydanından dışarıya yansıyan görüntü zaman zaman tam da bunu düşündürüyor.

BU ÜSLUP HATAY’A YAKIŞIYOR MU?

Bir seçim yapılacak. Demokratik bir yarış olacak. Adaylar projelerini anlatacak. Üyeler sandığa gidecek.

Ama ne yazık ki seçim atmosferinde zaman zaman projelerden çok ağır ithamların ve sert polemiklerin öne çıktığını görüyoruz.

Bir aday diğerini “hırsızlık” imasıyla suçluyor.

Bir başkası “FETÖ” suçlamasını gündeme taşıyor.

Bir diğerinin adı başka iddialarla yan yana getiriliyor.

Burada çok açık bir şey söylemek gerekiyor:

Bu üslup Hatay iş dünyasına yakışmıyor.

Elinizde bir belge varsa, hukuki yollar açıktır.

Bir suç işlendiğini düşünüyorsanız ilgili mercilere başvurursunuz. Ama belge ve hukuk yerine seçim meydanlarında ağır ithamları dolaşıma sokmak, HATSO gibi köklü bir kurumun başkanlık yarışını küçültür.

Adaylar birbirlerini eleştirebilir. Ama eleştiri ile itham arasındaki çizgiyi de korumak zorundadır.

Çünkü bu seçim bittikten sonra herkes yine aynı şehirde, aynı ticaret dünyasının içinde birlikte yaşayacak.

PEKİ, YILLARDIR NEDEN SUSTUNUZ?

Burada özellikle mevcut yönetime yıllardır yakın olan isimlerin bugün ortaya koyduğu eleştiriler üzerinde durmak gerekiyor.

Hikmet Çinçin'in yönetim anlayışını bugün eleştirebilirsiniz. İcraatlarını yetersiz bulabilirsiniz. Projelerini beğenmeyebilirsiniz.

Bunların hepsi demokratik hakkınızdır.

Ama kamuoyunun da çok basit bir sorusu var:

Madem bütün bunları biliyordunuz, neden yıllarca sustunuz? Bugün ağır şekilde eleştirdiğiniz yönetimin içinde görev yaptınız.

Başkan yardımcılığı yaptınız. Yönetimde bulundunuz. Aynı masada oturdunuz. Aynı yönetimin kararlarının içerisinde yer aldınız.

O halde bugün ortaya koyduğunuz eleştiriler gerçekten samimiyse, insan sormadan edemiyor:

Bunları neden sekiz yıl önce söylemediniz?

Neden beş yıl önce söylemediniz?

Neden seçimden önceki dönemde kamuoyunun önüne çıkıp anlatmadınız?

“Başkanım, bu uygulamaya karşıyım” dediniz mi?

“Bu proje yanlış” dediniz mi?

“Bu yönetim anlayışını doğru bulmuyorum” dediniz mi?

“Memleketin şuna ihtiyacı var, yapalım” diye proje sundunuz mu?

Dediyseniz, ortaya koyun. Tarihleriyle, belgeleriyle anlatın.

Ama bunları söylemediyseniz ve bugün seçim yaklaşınca aynı yönetim hakkında çok ağır eleştiriler yöneltiyorsanız, kamuoyunun bunu sorgulaması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü seçmen sadece bugünkü sözünüze değil, dün nerede durduğunuza da bakar.

MESELE KOLTUK MU?

Burada kimseye suç isnat etmiyoruz.

Ama siyasi eleştirinin de bir sınırı vardır.

Yıllarca aynı yönetimin içinde bulunup bugün o yönetimi yerden yere vuruyorsanız, kamuoyu doğal olarak şunu sorar:

“Madem bu kadar yanlıştı, siz de o yönetimin içerisinde değil miydiniz?  Neden o zaman sesiniz çıkmadı?”

Yoksa mesele gerçekten yönetim anlayışı mı?

Yoksa mesele seçim mi?

Yoksa mesele koltuk mu?

İnsanların kafasında oluşan sorular tam da bu, Bu soruların cevabını vermek adayların görevidir.

YAPAY ZEKÂ VAR, AMA GERÇEKÇİ PROJE NEREDE?

Seçimde dikkat çeken bir başka mesele ise proje yarışı. Bugün yapay zekâ çağındayız. Elbette adaylar yapay zekâdan yararlanabilir. Elbette teknoloji kullanabilir. Elbette çağdaş ve dikkat çekici projeler hazırlayabilir.

Ama burada çok önemli bir ayrım var: Bir projenin güzel yazılması başka, HATSO’nun yapabileceği bir proje olması başka.

Liman yapmak…

Yeni bir gümrük kapısı açmak…

Devletin, bakanlıkların, kamu kurumlarının ve farklı makamların yetki alanına giren devasa yatırımları HATSO’nun doğrudan yapacağı işler gibi sunmak…

Bunlar kulağa hoş gelebilir. Afişte etkileyici görünebilir. Sosyal medyada büyük ilgi çekebilir.

Ama HATSO'nun görev ve yetki alanı açısından bunların nasıl gerçekleştirileceği açıkça ortaya konulmalıdır.

Çünkü seçim kampanyası bir teknoloji gösterisi değildir. Yapay zekâ ile hazırlanmış gösterişli cümleler, görseller gerçekçi bir ekonomik programın yerini tutmaz.

HATSO'nun asli görev alanı bellidir.

Tüccarın sorununu çözmek…

Sanayicinin önünü açmak…

Esnafın ticari hayatını kolaylaştırmak…

Üyelerin sorunlarını ilgili kurumlara taşımak…

Lobi faaliyetleri yürütmek…

Yatırım ve ticaret ortamının geliştirilmesine katkı sağlamak…

Üyelerine yol göstermek…

Kentin ekonomik potansiyelini büyütmek…

İşte adayların asıl olarak bunları anlatması gerekiyor.

Hangi sektöre ne vereceksiniz?

Hangi bürokratik sorunu çözeceksiniz?

Üyelerin hangi maliyetini azaltacaksınız?

Hangi pazarlara ulaşmalarını sağlayacaksınız?

Depremden zarar gören işletmelerin yeniden ayağa kalkması için hangi somut adımları atacaksınız?

Bunları anlatın. Çünkü hayali büyük projelerle göz boyamak kolaydır; gerçek sorunlara gerçek çözüm üretmek zordur.

MEHMET NARİN, ALİ KAVAK VE PERDE ARKASINDAKİ HESAPLAR

Bir de bu seçimde adayların yanında veya arkasında görünen deneyimli isimler var.

Bunlardan biri Mehmet Narin.

Bir dönem HATSO seçimlerinin önemli isimlerinden biri olan Narin’in bugün Mersin’deki ticari bağlantılarıyla Hatay’daki bu yarışta etkili olmaya çalıştığı yönündeki değerlendirmeler kamuoyunda konuşuluyor.

Diğer tarafta ise geçmiş seçimlerin önemli aktörlerinden Ali Kavak ismi bulunuyor.

Kavak’ın Mehmet Alakuş’a verdiği destek de kamuoyuna yansımış durumda.

Burada da kimseye bir suçlama yöneltmiyoruz.

Ama şu soruyu sormak gerekiyor:

Bu seçim gerçekten yeni bir yönetim vizyonunun seçimi mi, yoksa geçmiş seçim hesaplarının yeniden sahneye konulduğu bir mücadele mi?

Hatay kamuoyu bunu da görmek istiyor.

Çünkü seçimin görünen adayları kadar, arkasındaki siyasi ve ekonomik desteğin niteliği de merak ediliyor.

ÜÇLÜ İTTİFAK, ÜÇ AYRI ADAY, TEK ORTAK NOKTA

Gökhan Alkan…

Ahmet Bünyamin Yavuz…

Mehmet Alakuş…

Üç isim birleşti.

Peki şimdi soruyoruz:

Üçünün ortak projesi nedir?

Üçünün ortak ekonomik programı nedir?

Üçünün Hatay için ortak hedefi nedir?

Ve en önemlisi:

Hikmet Çinçin karşıtlığının dışında sizi bir araya getiren nedir?

Eğer güçlü bir programınız varsa açıklayın.

Eğer ortak yönetim modeliniz varsa açıklayın.

Eğer Hatay ekonomisini yeniden ayağa kaldıracak gerçekçi projeleriniz varsa açıklayın.

Ama bütün seçim kampanyanızı yalnızca “Çinçin gitsin” üzerine kurarsanız, seçmenin de size:

“Peki siz neden geliyorsunuz?” diye sorması kaçınılmazdır.

HİKMET ÇİNÇİN DE ELEŞTİRİLEBİLİR

Bu yazının Hikmet Çinçin'i dokunulmaz ilan etmek gibi bir amacı yok.

Tam tersine…

Hikmet Çinçin de eleştirilebilir.

Hem de sonuna kadar.

Yanlış yaptığı düşünülen her konu açıkça ortaya konulabilir. Eksik görülen her hizmet sorgulanabilir. Yetersiz bulunan her proje eleştirilebilir.

Ama bunun yolu belgesiz ağır ithamlar değil, belgeli eleştiri ve gerçekçi projelerdir.

Bir adayın karşısına çıkıp:

“Sen kötüsün” demek kolay.

Zor olan: “Senin yapamadığını ben şu projeyle, şu kaynakla, şu sürede yapacağım” diyebilmektir. İşte gerçek seçim yarışı budur.

HATAY'IN KAVGAYA DEĞİL, VİZYONA İHTİYACI VAR

Hatay zaten yeterince yoruldu.

Deprem gördü.

Yıkım gördü.

Ekonomik kayıplar yaşadı.

İş insanları işletmelerini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor.

Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.

Sanayici üretmeye çalışıyor.

Tüccar yeni pazar arıyor.

İşte böyle bir dönemde HATSO seçimlerinin seviyesinin çok daha yukarıda olması gerekiyor.

Daha az kavga, daha çok proje.

Daha az itham, daha çok belge.

Daha az kişisel hesap, daha çok Hatay.

Adayların görevi birbirini küçük düşürmek değil, kendi projelerini büyütmektir.

Çünkü rakibinizi küçülterek kendinizi büyütemezsiniz.

Kendinizi ancak ortaya koyduğunuz fikirlerle, projelerle ve güven veren kadrolarla büyütebilirsiniz.

SON SÖZ

Gökhan Alkan, Ahmet Bünyamin Yavuz ve Mehmet Alakuş…

Birleşebilirsiniz.

Hikmet Çinçin'e karşı ortak cephe oluşturabilirsiniz.

Bu sizin demokratik hakkınız.

Ama kamuoyuna da hesap vermek zorundasınız:

Neden birleştiniz?

Ne yapacaksınız?

Ortak projeniz nedir?

HATSO üyelerine ne vereceksiniz?

Ve en önemlisi: Bu birlikteliğin tek amacı Hikmet Çinçin'i koltuğundan indirmek mi?

Eğer öyle değilse, bunu gösterecek olan şey sloganlar değil; projelerdir. Belgeler. Rakamlar. Gerçekçi hedefler. Somut çözümler.

Çünkü HATSO başkanlığı bir intikam makamı değildir.

Bir hesaplaşma yeri değildir.

Bir koltuk paylaşım masası değildir.

HATSO, Hatay'ın ekonomik geleceğidir.

Ve Hatay'ın artık yapay zekâyla hazırlanmış afaki vaatlerden, ağır polemiklerden ve seviyeyi düşüren seçim tartışmalarından çok daha fazlasına ihtiyacı var. Sandıkta üyeler sadece “Kim gitsin?” sorusuna cevap vermeyecek.

Asıl soruyu soracak: “Kim gelsin ve Hatay için ne yapsın?”

İşte bu sorunun cevabını kim daha güçlü verirse, gerçek anlamda seçimin kazananı da o olacaktır.