MENÜ
Mehmet SERTEL
Mehmet SERTEL
m.sertel@hatayyildizgazetesi.com
Yazı 297 defa okundu.

COP31 GÖLGESİNDE ANTAKYA’NIN BEKLEYEN SORULARI

Sayın Bakan Murat Kurum’a: Dirençli Şehirler İçin Önce Mülkiyet Adaleti Gerekmez mi?

Hatay, 8-9 Mayıs tarihlerinde dünyanın gözünü üzerine çevirecek.

COP31 sürecinde “Dirençli Şehirler” başlığı altında; iklim direnci, sürdürülebilir kentleşme, afet sonrası yeniden inşa ve çevre dostu şehir modelleri konuşulacak.

Antakya Müze Otel’de yapılacak toplantılarda; sıfır atık uyumlu konutlar, yenilenebilir enerji altyapıları, afet dirençli yapı stokları ve yeniden inşa politikaları anlatılacak.

Fakat Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a Antakya halkının sormak istediği daha öncelikli temel sorular var:

Çünkü şehir yalnızca betonla değil; hukukla, mülkiyetle, aidiyetle ve hafızayla ayağa kalkar.

Bugün Antakya’da mesele yalnızca bina yapmak değildir.

Mesele; tapunun, mülkiyetin, mahallenin, komşuluğun ve şehrin ruhunun geri verilmesidir.

Sayın Bakanım; Antakya’da Mülkiyet Hakları Ne Zaman İade Edilecek?

6 Şubat depremlerinin ardından uygulamaya alınan rezerv alan, riskli alan ve 6306 sayılı yasa kapsamındaki planlama kararları; şehir merkezinde on binlerce insanın mülkiyet kullanımını fiilen durdurdu.

Özellikle Antakya kent merkezindeki yaklaşık 309 hektarlık riskli alan sınırı, yalnızca fiziksel dönüşüm değil; ekonomik ve sosyolojik bir donma alanına dönüştü.

Bugün insanlar şunu soruyor:

* Tapulu arsasına neden giremiyor?

* Ticari parselinde neden işlem yapamıyor?

* Mülkiyet hakkı neden askıda?

* Şehrin kalbi neden hâlâ kontrollü erişim bölgesi gibi yönetiliyor?

COP31’de “dirençli şehirler” konuşulurken, Antakya halkı “mülkiyet direnci” bekliyor.

Çünkü bir şehirde yatırım güvenliği yoksa aidiyet duygusu da kalmaz.

18. Madde Uygulamaları Ne Zaman Bitecek?

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi; düzenleme ortaklık payı, parselasyon ve yeniden dağıtım mekanizmasıdır.

Ancak bugün Antakya’da vatandaşın en büyük kaygılarından biri şudur:

“Dedemden kalan arsam aynı yerde kalacak mı?”

İnsanlar inanın metrekaresini değil, hafızasını kaybetmekten korkuyor.

Sayın Bakanım;

* 18. madde uygulamaları hangi takvimle tamamlanacak?

* Yeni parselasyon planları ne zaman askıya çıkacak?

* Hak sahipleri ne zaman net tapularına kavuşacak?

* Düzenleme ortaklık payı oranları hangi kriterlere göre belirlenecek?

* Ticaret aksları eski ekonomik dokusunu koruyacak mı?

Çünkü Antakya yalnızca bir şehir merkezi değildir. Burası binlerce yıllık ticaret, kültür ve medeniyet koridorudur.

309 Hektarlık Alan Ne Zaman Şehrin Kimyasına Yeniden Katılacak?

Bugün Antakya’nın merkezinde devasa bir boşluk hissi vardır.

Bir zamanlar:

* Uzun Çarşı’da ses vardı,

* Kurtuluş Caddesi’nde hayat vardı,

* Saray Caddesi’nde ticaret vardı,

* Habib-i Neccar çevresinde hafıza vardı.

Şimdi ise şehir merkezinin önemli kısmı; kontrollü, kapalı, geçici ve belirsiz bir statüde bekliyor.

309 hektarlık alan yalnızca bir planlama sahası değildir.

Bu alan:

* Hatay’ın ekonomik motorudur,

* Sosyal dolaşım merkezidir,

* Ticaret omurgasıdır,

* Kültürel hafızasıdır.

Soruyoruz Sayın Bakanım:

* Bu alan etap etap mı açılacak?

* Ticari dönüşüm modeli nasıl işleyecek?

* Esnaf geri dönüş kriterleri belli mi?

* Yerinde dönüşüm mü uygulanacak, yoksa yoğun emsal transferi mi yapılacak?

* Tarihi doku için özel koruma planı hazırlanıyor mu?

Çünkü şehirlerin de kimyası vardır.

Ve Antakya’nın kimyası; beton değil insan ilişkileridir.

Konteyner Kentlerde Yaşayan Hak Sahipleri Ne Zaman Evlerine Kavuşacak?

Depremin üzerinden yıllar geçmesine rağmen binlerce aile hâlâ konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veriyor.

Yaz mevsiminde şehrin ulaştığı 40 derece sıcakta, metal kutuların içinde büyüyen çocuklar var.

Bir nesil geçici yaşam psikolojisine mahkûm edilirse; yalnızca konut değil, toplumsal gelecek de kaybedilir.

Sayın Bakanım;

* Teslim edilmeyi bekleyen bağımsız bölüm sayısı kaç?

* Ortalama teslim süresi nedir?

* Altyapısı tamamlanmış ama anahtar verilmeyen konut sayısı kaçtır?

* Kura çıkan ancak fiilen teslim edilmeyen projelerde yaşanan sorun nedir?

* Şehir merkezindeki hak sahipleri ne zaman, kesin taşınma takvimi alacak?

Çünkü insanlar artık “yakında” değil, net bir tarih duymak istiyor.

Antakya’da Normal Hayat Ne Zaman Başlayacak?

Bir şehir yalnızca asfaltla ayağa kalkmaz.

Normal hayat için;

* okul gerekir,

* çarşı gerekir,

* adliye gerekir,

* park gerekir,

* kültür gerekir,

* komşuluk gerekir.

Bugün Antakya’da birçok insan birbirinden kilometrelerce uzağa savrulmuş durumda.

Aileler parçalandı.

Esnaflar dağıldı.

Mahalle kültürü çözüldü.

Medeniyetler şehrinde insanlar birbirlerine yeniden ne zaman kavuşacak?

Bu sorunun cevabı yalnızca inşaat metrajlarında değil; sosyal rehabilitasyon planlarında gizlidir.

Adalet Dosyalarında Depremzedelere Öncelik Verilecek mi?

Deprem sonrası açılan;

* tapu davaları,

* kamulaştırma uyuşmazlıkları,

* hasar tespit itirazları,

* mülkiyet ihtilafları,

* sigorta dosyaları,

* rezerv alan iptal davaları yüz binlerce sayfaya ulaştı.

Ancak vatandaş hâlâ yıllarca sürecek yargı süreçlerinden korkuyor.

Sayın Bakanım;

* Deprem bölgesine özel hızlı yargı modeli düşünüyor musunuz?

* İmar ve mülkiyet davaları için özel ihtisas mahkemeleri kurulacak mı?

* Bilirkişi süreçleri hızlandırılacak mı?

* Depremzede dosyalarına öncelikli yargılama statüsü verilecek mi?

Çünkü geciken adalet, yeniden travma üretir.

Dirençli Şehir Betonla Değil, Güvenle Kurulur

COP31 toplantılarında dünyaya “dirençli şehirler” anlatılacak.

Ama bilinmelidir ki:

Dirençli şehir;

* vatandaşın tapusuna güvendiği,

* hukuk sistemine inandığı,

* geleceğini öngörebildiği,

* çocuklarını o şehirde büyütmek istediği yerdir.

Antakya bugün yalnızca bina beklemiyor.

Antakya;

* takvim bekliyor,

* netlik bekliyor,

* mülkiyet güveni bekliyor,

* adalet bekliyor,

* hayatın yeniden başlamasını bekliyor.

Ve Sayın Bakan Kurum’dan artık teknik sunumlar, kağıt üzerinde ki rakamlar değil; tarih verilmiş somut cevaplar duymak istiyor.

Çünkü Antakya’nın zamanı geçiyor…